Hira da ilk emir Oku!

Abdullah DÂİ

Mü’minlerin annesi Aişe (r anha) anlatıyor: “Rasulullah (s.a.v.)’in ilk vahy almaya başlaması, uykuda doğru rüya görmekle olmuştur. Hiçbir rüya görmezdi ki. sabah aydınlığı gibi açık-seçik zuhur etmesin, Ondan sonra kalbine yalnızlık sevgisi bırakıldı.

Anık Mira (Nur) Dağı’ndaki mağarada yalnızlığa çekilip, orada ailesinin yanına gelinceye kadar adedi muayyen gecelerde tehannüs -kitaabbûd demektir- eder ve yine azıklanıp giderdi. Sonra yine hadice’nin yanına dönüp bir o kadar zaman için yine azık tedarik ederdi. Nihayet Rasulullah’a bir gün Hıra Mağarası’nda bulunduğu sırada Hak (yani vahy) geldi. Şöyle ki: O’na, Melek geldi ve: Oku (ikra1) dediO:Ben. okumu bilmem, cevabını verdi. Rasıılullah (s.a.v.) buyurdu ki:O zaman Melek, beni alıp takalım kesilinceye kadar sıkıştırdı. Sonra beni bırakıp yine: Oku, dedi. Ben de O’na: Okuma hilmem, dedim. Yine beni alıp ikinci defa takatim kesilinceye kadar sıkıştırdı. Sonra beni bırakıp yine: -Oku, dedi. Ben de: Obana bilmem, dedim. Nihayet beni alıp üçüncü defa sıkıştırdı. Sonra beni bırakıp: “Yaratan Rabbi’nin adıyla oku. O, insanı bir alak’tan yarattı. Oku. Rabbin en büyük kerem sahihidir. Ki O. kalemle (yazmayı) öğretendir. İnsancı bilmediğini öğretli”Alak1-5) Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v,), bu ayetlerle (korkudan) yüreği titreyerek döndü ve Hadice Binti Huveylid’in yanına “Beni sarıp önünüz, beni sarıp örtünüz” dedi.”1 Yegane hayat nizamı İslam dininin, alemlerin Rabbi Allah tarafından ilk beyanı böyle başladı… Okumayı ve yazmayı insanlara öğreten Allah’ın ilk emri: “Yaratan Rabbinin adıyla oku!” İnsanı yarattığı gibi, ona beyanı Öğreten Rahman olan Rabbimiz Allah (c.c). insanların eğitim ve öğretimlerinin, okuma ve yazmalarının, yaratan Rabblerinin adıyla ve O’nun adına olmasını emir buyurmuştur İnsan kulları, okuyacaklar, yazacaklar, öğrenecek ve eğitilecekler: fakat bu sıradan, plansız ve programsız bir okuyup yazma, bir eğitim ve öğretim olmayacaktır… Allah’ın adıyla başlayacaklar, eğitim ve öğretimlerine… Allah’ın emrettiği ve önderimiz. Rasulullah (s.a.v.)’in gösterdiği şekilde oluşan bir düzen içinde olacak… Çünkü Rabbimiz Allah, muvahhid mü’minlerin hayatlarının her yönüyle yegane önder ve örneklerinin Rasulullah (s.a.v.) olduğunu beyan buyurmuş, O’na itaati farz kılmıştır…” Enes b. Malık (r.a.)’ın rîvayetleriyle şöyle buyuruyor: “Rasulullah (s.a.v): ilim aramak, her Müslüman üzerine farzdır. Ehli olmayan insanların yanına ilim bırakan kimse, domuzların boynuna cevher, inci ve allın gerdanlık takan adama benzer.” Ebu hureyre (r.a.)’dan: “Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurur: Hikmetli söz. mü’minin yitiğidir. Onu nerede bulursa, o mü’minin kendisi ona daha layıktır.”‘Rabbimiz Allah’ın ” iman edenler, kendinizi ve yakınlarınızı ateşten koruyun ki. onun yakıtı insanlar ve taşlardır üzerinde oldukça sen, güçlü melekler vardir. Allah, kendilerine neyi emretmişse ona isyan etmezler ve emredildiklerini yerine getirirler ayetini tefsir eden Emirül -mü’min imam Ali (r.a.) sö’yle demiştir: “Kişinin aile efradını cehennem ateşinden koruması, onları egitmesi ve yetiştirmesiyle olur”Görüldügü gibi imtihan yurdu olan dünya hayatında insanin basarili olabilmesi için, ilme ihtiyacinin oldugu beyan edilmiştir… Farz-i ayn olan ilimlerin her muvahhid mü’min tarafindan öğrenilmesi ve öğrenilenlerle amel edilmesi. onların üzerine farz olan kulluk borcudur… Farz-i kifaye olan ilimlerinögrenilmesi ve onlarla amel edilmesi ise. zamanın geregi olan hayati ihtiyaçlarin giderilebilmesi ile ilgilidir… Bu konuda yeterli elemanın yetiştirilmesi, islam milletinin temsilcisi olan “iman”ın vazıfelerindendir… Kulluk vazifesinin kamil manada yerine gelebilmesi için ilim şarttır.., Katıksız imandan ve salih amel işlemekten önce imani meselelerin ve ameli bilgilerin ögrenilmesi gerekir… Yeterli ilim olmayıca ne sıhhatlı iman gündeme gelir, ne de salih amel işlenir… Bunun icin Rabbimiz Allah şöyle buyurur: “şu halde bil Gerçekten. Allah’tan başka ilhah yoktur.’”"insan eğitim ve ögretimi, onları fıtrat üzere yaratan(9) Rabbleri Allah tarafından, temel ilkeleriyle beyan edilmiştir… Muvahhid mü’minler, Allahı’n tamamlanmış. kendinden hoşnud olunmuş ve beğenilip seşilmiş kamil nimeti islam Nizamına tam teslimiyet ile fıtratlarına uygun eğitilebilirler… insan fılratıyla çelişen herhangi bir eğitim Felsefesini benimsemek ve ona göre hareket etmek. muvahhid bir şahsiyeti bunalımdan bunalıma sürükler… Böyle bir durumda hem imani. hem de ameli bir çok problemler ortaya çıkar… Nitekim gerek isgal altındaki islam topraklarında, gerekse dünyanın diğer bölgelerinde egemen tağutların gayr-i Islami ideolojilerinden kaynaklanan eğitim ve öğretimi dayatmaları. baskı altindaki muvahhid mü’minleri çok zor durumda bırakmış birçok çıkmazlara sokmuştur… Bir tarafta Rabbleri Allah’ın ve önderleri Rasulullah (s.a.v.)’in emirleri. diğer yanda bu emirlerle taban tabana zıt olan eğemen tağutların dayatmaları… Her yönüyle ve hayati müesseseleriyle inceden inceye araştırıldığında görüleceklir ki, yegane hayat nizami islam kadar, hiçbir ideoloji, hiçbir felsefe ve hiç bir düzen, insanın eğitim ve öğretimine önem vermemis, onları yaratılış gayesi istikametinde ele alıp yetiştirmemiştir… Islam kadar, insanin hem manevi, hem de maddi cephesiyle ilgjli ilme önem veren bir baska düzen yoktur… Dileyen bu konuda yorucu bir çalışmaya girip bir karşılaştırma yapsın… Rasulullah (s.a.v.) böyle buyurdu:”Islam (daima) yüksek olur, onun üstüne yükselinmez. EbuBekre(r.a.)’dan: “Rasulullah (s.a.v.) söyle buyurur: Ya ilim öğreten, ya ilim öğrenen. ya dinleyen veya bunları seven ol! Sakin beşincisi olma! Yoksa helak olursun. “‘ helak olmamak. dünyada izzet üzere yaşamak ve ahiretle ebedi kurtulanlardan olmak için, Allah ve Rasulii (s.a.v.)’in emirlerine tabi olan muvahhid mü’minlerden olmak gerekir… ögreten ve ögrenenin uyması lazım olan adaba hassasiyetle dikkal edilmesi, eğitim ve öğretiminin insan fıtratına uygunlugu. yaratılış gayesiyle örtüşmesinin vazgeçilmez geregidir… Katıksız imandan. yani tevhid akidesinden ve Allah’in razı olduğu salih amelden taviz vermeden, çağın geregi olan ilmini, teknolojisini eğitim ve öğretim kurumlardan alan muvahhid mü’minler. bütün cabalarını harcayarak yeni buluşlarla insanlık alemine yardımcı olmalıdırlar. çağa islam damgasını vurmak ve “en üstünün” üstünlügünü gerçeklestirmenin yolu, insanin yaratılış gayesine uygun eğitim ve öğretimidir..
VUSLAT DERGİSİ
(ARŞİV) SAYI: 3 DÖNEM: EYLÜL 2001