Kurban ve Takva

Ben cinleri ve insanları yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım”( 1) buyurup insan kullarını yaratılış gayesinin,yalnızca  bana ibadet etsinler diye yarattım>> buyurup kullarının yaratılış gayesinin, yanlızca  kendisine iman ederek itaat olduğu beyan buyuran yegane Rabbimiz Allah, önderimiz Resulullah (s.a.v)’e şunu ilan etmesini emretmektedir:
<< De ki:  şüphesiz  be, ancak sizin benzeriniz olan  bir beşerim. Yanlızca bana, sizin ilahınız tek bir ilah olduğu  vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, salih bir Amelde bulunsun ve Rabbine ibadette hiç bir kimseyi  ortak tutmasın,>> 2
  Mü’min  müslüman kullar, yanlızca Allah’a ibadet ederler… Yanlızca o’nun hükümlerine tabi olur, emir ve rehiylerine göre hayatlarını tanzim ederler… Emirlerini yerine getirir, nehyettiklerinden uzak dururlar… Helal kıldıklarını işler,  haram kıldıklarına
yaklaşamazlar…
Misak ahidlerine sadık kalır, Allah’tan  başka rabb ve      ilah edinmezler…Misak ahidini verdiklri zaman Rabb olarak yanlız ve yanlız Allah’ı kabul ettiklerini, hiç bir mazeret ileri sürüp şirk koşmayacaklarına dair söz verip şahid olmuşlardı:
<< Hani Rabbin, ademoğullarının sırtlarından zürriyetlerini almış ve onları kendi nefislerine  karşşı şahidler kılınmıştı: Evet (Rabbimizsin) şahid olduk demişlerdi. (Bu) kıyamet günü: Biz, bundan habersizdik dememeniz içindir. Ya da: bizden önce ancak  atalarımız şirk koşmuştu. Biz ise, onlardan sonra gelme bir kuşağız.İşleri batıl olanların yaptıklarından dolayı bizi helak mı edeceksin? dememeniz için. işte biz, ayetleri böyle birer birer açıklarız. umulur ki, dönerler.>>3
  Bu misak ahdini verip ahdinde sadık olan ve sadıklarla  beraber bulunan muvahhid mü’miler,  kulluk   ve huşu  içinde  eda etmeye gayret ettikleri günde beş vakit  namazlarının  her rekatında  okudukları Fatiha süresi’nde:
<<Biz, yanlızca sana ibadet eder  ve yanlızca sen’den yardım dileriz.>>4 ayetini okuyarak  bu ahidlerini tazeliyorlar…Yanlızca Rabbimiz Allah Teala’ya  ibadet  etmek….Yanlızca o’nun  hükümlerine itaat edip hayatımızı o’nun eminlerine ve rızasına göre  düzenlemek…O’na kulluk  ederken, yegane önderimiz  Rasulullah (s.a.v.)’i hayat örneği edinmek…İşte yaratılış gayemize uygun inanmak ve amel etmek budur!..
Muvahhid mü’miler, Allah’ın emrettiği ve Rasullulah (s.a.v.)’in gösterdiği kulluk vazifelerini yapmaya çalışırken bir tek gayeleri vardır:Yegane Rableri Allah’ın rızasını kazanmak  O’un  katında kerim bir makama yükselmek ve O’na yakın olmak…İbadetler, Allaha yaklaşmak için yapılır…İbadetleri gereği yapanlar, Alemlerin Rabbi Allah’a yakın ve O’nun sevdiği dostları olurlar…
Zilhicce ayının on, onbir ve onikinci günleri” Kurban Bayramı” günleridir…Bu günlerde Allah’a ibadet kasdı ve O’na yaklaşmak için, vasıfları beyan edilen hayvanlar, mü’min müslümanlar tarafından kurban edilir..Yalnız Allah’ın rızasını kazanmak ve O’na kulluk etmek niyetiyle, üzerine Allah’ın  adını anarak kesilen kurbanlar,  Allaha yaklaşma vesilesidir….
”Kurb: Taatler ile kaim Olmaktır. Istılah olan Kurb ise: Kulun, kendisine mutluluk veren bir şeyle Allah’a yaklaşmasıdır. Bu, Hak Teala’nın  kula yaklaşması değildir. Çünkü bu, delalet bakımından:
Nerede olursanız olun O, sizinle beraberdir’ (Mücadele, 58/7) kavlindeki yakınlık, kul, gerek mutlu ve gerekse bedbaht olsun, genel bir yakınlıktır.’ (5).
”Hususi terim olarak kurban: Hususi bir hayvanı, Allah’a yaklaşmak niyetiyle hususi bir vakitte kesmektir.” (6)
Kurban, yanlızca  Allah’a ibadet etmek üzere yaratılan insanlaradan oluşan ilk insan cemaati, ilk insan  ailesi olan Adem (a.s)’in ” Tevhid Toplumu” ndan Kıyamete kadar olan Tevhid Toplumların hepsinde mevcuttur…İnsanların oluşturduğu ilk insan toplumu, Tevhid ve İman üzere olan islam toplumudur… İlk insan, ilk Peygamber ve ilk medeniyet kurucusu olan Adem (a.s)’ın  başında bulunduğu İslam toplumunda, Allah için yapılan İbadetlerin içinde Allah’a yaklaştıracak ” Kurban” da vardı…
Rabbimiz Allah, hayat düsturumuz olan Kur’anı Kerim’de bu gerçeği şöyle  beyan buyurur:  ” Onlara, Adem’in iki oğlunun gerçek olan haberini oku: Onlar (Alla’a ) yaklaştıracak birer Kurban sunmuşlardı. Onlardan birininki kabul edilmiş, diğerininki kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edinmeyen) demişti ki: ” seni mutlaka öldüreceğim” (öbürü de) ” Allah, ancak korkup sakınanlardan kabul eder.” (demişti).” (7)
  Allah Teala, yanlızca kendisi için  yapılan  ibadeti kabul eder…Bunu da  ancak muttaki olan muvahhid mü’minler gereği gibi yaparlar…Allah Teala,  ancak kendisine şirk koşmadan ibadet eden muvahhid muttaki mü’min kullarının ibadetini kabul buyurur…Takva, ibadetlerin kabul şartıdır…
  İbn Atiyye (rh.a) der ki. Burada Takvadan  kasıt, Ehli Sünnet’in icmaı  ile şirkten  sakınmaktır. Her kim Muvahhid olarak şirkten sakıırsa, samimi niyyet ile yaptığı  bütün amelleri makbuldür. Şirk ve masiyetlerden  birlikte sakınan Takvalıya gelince, O kişi, kabulun en  yüksek derecesinde sahib olur son nefesinde ilahi rahmete mazhar olur. Bu husus, şanı yüce Allah’ın  haber vermesiyle bilinmiştir. Yoksa bu, Allah üzerine aklen vacib olan  bir şey değildir.
Adiyy b. sabit ile başkaları der ki: Bu Ümmetin takva sahibinin kurbanı (Allah’a yaklaşması) Namazdır.(8)
Ebu’d-derda (r.a) şöyle der: Allah’ın benim beş vakit namazımı kabul ettiğini kesin olarak bilmem, bana, dünyada bulunan   herşeyden daha sevimlidir. Çünki.
<<Allah, ancak muttakilerden kabul eder.>> buyuruyor.
Meymun b.Ebu Hamza anlatıyor: Ben, Ebu vail’in yanında oturuyordum. O sırada yanımıza muaz’ın arkadaşlarından Ebu  Arif denilen bir adam geldi. Şakik ibn seleme, O’na  dedi ki:  Ya Ebu Arif, bize muaz b. cebel’den söz edermisin?
O: Peki, ben, muaz’ın şöyle dediğini duydum:<< İnsanlar, bir köşede tutuklanırlar. Bu sırada bir münadi: muttakiler nerededir? diye seslenir  Onlar, kalkarlar. Rahman’ın  sığınağına giderler. Allah, onlarla kendi arasına perde germez ve onlardan gizlenemez.>>
Ben dedim ki: Muttakiler kimlerdir?
O muttakiler,  şirkten ve putlara tapmaktan çekinip,  samimi ibadete koşan bir topluluktur ki, Onlar Cennete giderler, dedi.(9)
  Kurban ibadeti, bütün  Tevhidi Toplumlarda var olup nuvahhid mü’minler  tarafından yerine getirilmiştir… Yine  hayat dusturumuz olan Kur’an-ı kerim’de Rabbimiz Allah’ın  beyan buyurmasıyla öğreniyoruz ki, <<Tek başına bir ümmet olan >>(10)İbrahim (a.s) da kurban kesmiş ve O’un soyundan gelen bütün Resuller  ve nebiler ile Ümmetleri de kurban ibadetini eda etmişlerdir…
   Rabbimiz Allah şöyle buyurur: (İbrahim) dedi ki:  şüphesiz ben, Rabbime  gideceğim. O, beni  hidayete erdirecektir.
Rabbim, bana, salihlerden (Olan bir çocuk)armağan et
.Biz de onu halim bir çocuk ile müjdeledik.Böylece (çocuk) O’nun yanında koşabilecek Çağa  erişince (İbrahim, O’na): <oğlum dedi.> gerçekten ben, seni Rüyamda boğazlıyor iken gördüm. Bir bak, sen ne düşünüyorsun?> (Oğlu İsmail) dedi ki. < Babacığım, emrolduğun şeyi yap. İnşallah, beni sabredenlerden bulacaksın.>sonunda ikisi de (Allah’ın emrine ve takdirine)teslim olup(Babası, ismail’i kurban etmek için) O’nu anlı üzerine yatırdı.
Biz, O’na .<ya İbrahim> diye selendik.
< Gerçekten sen rüyayı doğruladın. şüphesiz Biz ihsanda bulunanları, böyle ödüllendiririz . Doğrusu bu, apaçık bir imtihandı.  Ve O’na, büyük bir kurban fidye olarak verdik. Sonra gelenler arasında  O’na, (Hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktım. İbrahim’e selam olsun.(11)
Allah’ın Halili olan İbrahim (a.s.)’a , fidye  olarak verilen büyük bir kurban hakkında, imam kurtubi (rh.a.) şunları beyan eder: ”Büyük, kadri, kıyameti büyük demektir. Yoksa bedenen büyük olduğu kasdetmemiştir. Kadrinin büyüklüğü, boğazlanması emrolunan oğlunun yerine fidye olmasından,y ahutta kabule mazhar oluşundan ötürüdür.
En-Nehhas dedi ki: Sözlükte<azim:büyük>, hem bedenen büyük hakkında, hem de soylu ve şerefli hakkında kullanılır.Tefsir bilginleri, bu lafzın burada şerefli ya da kabule mazhar olan hakkında kullanıldığını kabul etmektedirler.>>(12)
Abdullah ibn Abbas (r.anhuma) anlatıyor:İbrahim (a.s)’a, Hacc ibadetlerini yapması emredildiğinde o, say yapıyordu. O sırada şeytan O’na göründü. Hz.  İbrahim’le yarış yaptı. Hz. İbrahim  Onu geçti. Sonra Cebrail, Hz.İbrahim’i alıp Mina’daki  Akabe Cemre’sine (büyük şeytanın taşlandığı yere) götürdü. Şeytan, Orada’da Hz. İbrahim’e göründü. Hz İbrahim, ona yedi tane çakıl taşı attı. Bunun üzerine şeytan kayboldu. Sonra İbrahim, Orta cemre’yi yaparken, (orta cenre’yi taşlarken) şeytan, O’ na yine göründü. Hz. İbrahim  orada da ona yedi tane çakıl taşı attı.
İşte Hz.İbrahim, oğlu Hz.İsmail’i  kurban etmek için orada yüzükoyun yatırmıştı. Hz İsmail’in üzerinde beyaz bir entari bulunuyordu. O, Babasına: Ey babacığım, beni kefenlemen için başka elbisem yoktur. Elbisemi sırtımdan çıkar ki, beni bununla kefenliyesin,  dedi.
Hz.İbrahim, elbiseyi çıkarmak için uğraşırken, arkasından O`na: Ya İbrahim, rüyana sadakat gösterdin,  diye nida edildi. Bunun üzerine, Hz İbrahhim,  dönüp arkasına baktı ki,  beyaz, boynuzlu ve iri gözlü bir koç  var.>>(13)
Zeyd b.Erkam (r.a) anlatıyor: Rasulullah (s.a.s) `in ashabı: Ya Rasulallah, şu udhiyyeler (bayramda kesilen kurbanlar) nedir? dediler.
Rasulullah (s.a.s.):  ” Babanız İbrahimin sünnetidir ” diye cevap verdi.
Sahabiler:  Peki, kurbanlarda bizim için ne (sevab) var, Ya Rasulallah? dediler.
Rasulullah (s.a.s): ”Her kıla karşılık bir hasene var.” buyurdu.
Sahabiler: Ya yün (kesilen kurban, koyun kuzu olunca sevabı nasıl )? dediler
Rasulullah (s.a.s): ” Yünden beher taneye karşılık bir hasene (var) dır.” buyurdu (14) Ve Rasulullah Muhammed (s.a.s) ile ümmeti… En son Rasul ve en son Nebi (s.a.s.) ile ümmeti de,  kurban ibadetini yerine getirmişlerdir…
Şöyle buyuruyor  Rabbimiz Allah:  ” Şüphesiz, biz sana Kevser’i verdik  Şu halde, Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.” (15)
Yegane önderimiz rasulullah (s.a.s) Rabbi Allah’ın  emrine uyarak, yanlız Onun için namaz kıldığı  gibi yanlız onun için kurban kesmiştir… 
Namazı gereği gibi kılan Rasulullah (s.a.s), kurbanı da gerği gibi kesmiş ve ümmetine örnek olmuştur…
Mü’minlerin annesi Aişe (r.anha )anlatıyor: Rasulullah(s.a.v), siyah içinde yere basan, siyah içinde yatan ve siyah içinde bakan boynuzlu bir koç(getirilmesini)emir buyurmuş, ve kurban etmesi için kendisine(böyle bir)koç getirilmiş.
Bundan sonra Aişe’ye:  “Ya Aişe,bıçağı getir!” demiş
Sonra: “Onu, bir taşla keskinle!”buyurmuşlar. O da, dediğini yapmış. Sonra bıçağı almış ve koçu tutarakyatırmış Sonra: “Bismillah (AllahuEkber)! Ey Allah’ım, Muhammed’ den, Âl-i Muhammed’den ve ümmet-i Muhammed’den kabul eyle!”Diye dua edip onu kurban etmiş(16)
Cabir b.Abdullah (r.anhuma)anlatıyor: Rasulullah (s.a.s),bir kurban bayramı günü iki adet koç kurban etti ve onları kıbleye yönelttiği zaman şöyle dedi:
“Ben, bütün dinlerden yüz çevirip İbrahim’in dini(islam)üzerinde olup müşriklerden olmadığım halde, gökleri ve yeri yaratan(Allah)’a şüphesiz tüm kalbimle yöneldim(17)
 Şüphesiz namazım, diğer bütün ibadetlerim, hayatım ve ölümüm, alemlerin rabbi olan Allah içindir.
O’nun hiç bir ortağı yoktur.Ben, ancak bununla emrolundum ve ben müslümanların ilkiyim(18)
  Allah’ım (bu kurban) Sen’den (bana bir nimet)dir ve Muhammed ile ümmeti (tarafın) dan sırf senin (rızan)içindir.”(19)
Yegane önderimiz ve hayat örneğimiz Rasulullah (s.a.s),yanlız Allah için kurban kesmiş O’nun ümmeti de Allah’a hiçbir şirk koşmadan yanlız onun rızasını kazanmak için, O’nun adına ve O’nun adını anarak kurban keserler…
Muhammed b. Sirîn (rh.a.) anlatıyor: Ben,İbn Ömer (r.anhuma)’ya :
Kurban bayramında kesilen kurbanlar vacibmidir? diye sordum
  İbn Ömer : Rasulullah (s.a.s) kurban bayramında kurban kesti. Ondan sonra da müslümanlar kestiler ve sünnet, kurban kesmekle cereyan etti, dedi(20)
Malik b. Huveyris (r.a)’ın rivayetiyle şöyle buyuruyor Rasulullah (s.a.s) “Benim nasıl namaz kılar olduğumu gördünüzse ,öylece namaz kılın.”(21)
“Rabbin için namaz kıl”emrine tabii olup emrolunduğu gibi namaz kılan önderimiz Rasulullah(s.a.s),”Ve (Rabbin için)kurban kes”emrine de itaat ederek emrolunduğu gibi kurban kesmiştir…O’nun ümmeti olan mü’min müslümanlar, O’ndan gördükleri gibi namaz kılmalı ve O’ndan gördükleri gibi kurban kesmelidirler. Namazda O’na uyanlar kurbanda da O’na uymalıdırlar…
Rabbimiz Allah şöyle buyuruyor:
  “Deki:”Eğer siz, Allah’ı seviyorsanız bana uyun, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın .Allah bağışlayandır ,esirgeyendir”(22)
Hayatlarının her yönüyle kendisine uymakla vazifeli oldukları Rasulullah(s.a.s) i takip eden mü’min kullarına, kurbanlarını nasıl keseceklerini beyan eden Rabbimiz Allah  şöyle buyuruyor:
“İri cüsseli develeri, size Allah’ın işaretlerinden kıldık sizler için onlarda bir hayır vardır. Öyleyse onlar, bir dizi halinde (veya saff tutmuşcasına ayakta durup)boğazlanırken Allah’ın adını anın. Yanları üzeri yattıkları zaman onlardan yiyin, kanaatkara ve istiyene yedirin. İşte böyle, onlara sizin için boyun eğdirdik, umulur ki, şükredersiniz.”(23)
Önderimiz Rasulullah(s.a.s),kurban bayramı günlerinde imkanı olanların kurban kesmelerini beyan buyurmaktadır…
Ebu hureyre (r.a)dan. Rasulullah(s.a.s) şöyle buyur:”Varlıklı (mali durumu kurban kesmeye müsaid) olup da Kurban Bayramı’nda kurban kesmeyen kimse, bizim musallamıza(namaz kıldığımız yere)yaklaşmasın”(24)
Ebu Said(r.a)’ndan, Rasulullah (s.a.s)şöyle buyurur:”Ya Fatıma, kurbanın için kalk ve yanında bulun! Zira  kanının her damlasına karşılık senin geçmiş günahların bağışlanır.”
Dedi ki: Bu, sadece biz Ehli Beyt’e mi mahsustur, yoksa bütün müslümanlarda dahilmidir?
(Rasulullah:) “Bilakis bize de, tüm müslümanlara da şamildir”buyurdu.(25)
Muvahhid mü’minler, Allah Teala’nın kendilerine helal kılmış olduğu yollardan çalışarak elde etmiş oldukları helal ve temiz kazançları sonucu elde ettikleri: Parayla satın aldıkları kurbanlık hayvanları, takva ve ihlas ile üzerine Alla’ın adını anarak keserler… Gerek koyun ve keçi, gerekse dana, inek, öküz ve deve olsun, hangi hayvanı kurban olarak keserse kessin, kesimde, etini dağıtmada ve derisini değerlendirmede önderi Rasulullah(s.a.s) gibi davranan mü’min müslümanlar her ibadette ihlas ve takvaya azami derece dikkat etmelidirler…İbadet işlerken, katıksız imanla berarber ihlas ve takva olduğu zaman o ibadet, Allah katında kabul görür…Gerekli sevabı elde eder…
Ümmü’l-Mü’minin Aişe(r.anha)’nın rivayetiyle şöyle buyurur Rasulullah (s.a.s): ”İnsanoğlu.kurban kesme gününde Allah katında, kan akıtmaktan daha makbul olan hiç bir amel işlememiştir. O kurban, Kıyamet günü boynuzları, kılları ve çatal tırnakları ile gelecektir. Kan yere düşmeden, Allah’ın kabul mahalline düşmektedir. Artık kurbanlarla gönlünüz hoşnut olsun”
Rasulullah(s.a.s)’den kurbanlar hakkında:  “Kurban kesen için her kıl mukabilinde bir hasene vardır!” buyurduğu rivayet edilmiştir.
“Boynuzları mukabilinde……” buyurduğu da rivayet edilmiştir.(26)
  Muvahhid Mü’min.yegane rabbi Allah!a ibadet vazifesini yerine getirirken kusur işlememeye çok dikkat etmesi gerekir…Emrolunduğu gibi dostoğru olmaya çalışırken, bütün imkanlarını ve gayretlerini sarf etmeye çalışmalıdır…İmtihan sahası olan fani dünya hayatında ebedi ahiret hayatına gerekli hazırlığı yapmalı ve Alla’ın rızasını kazanmaya çalışmalıdır…Çok kısa olan dünya hayatında öyle gayret edip çalışmalıdır ki, ebedi ahiret hayatındaki cenneti kazanabilmelidir…
Her ibadetini en güzel şekilde yapmaya çalışan muvahhid mü’minler, kurban ibadetini yerine getirirken, ihlas ve takva ile beraber kurban edeceği hayvanın da en güzel, sağlam ve temiz olmasına çok dikkat etmelidir…Kurban edeceği hayvanı en iyilerinden seçmeye gayret gösterilmelidir…
   Berâ b. Azib(r.a)’nın rivayetiyle şöyle buyuruyor Rasulullah(s.a.s):  “Dört hayvan vardır ki, kurban olamaz: Bir gözünün görmediği apaçık belli olan tek gözlü hayvan, Hastalığı besbelli hasta hayvan, Topallığı açıkca görülen topal hayvan. Kemiklerinde ilik kalmamış derecede zayıf olan hayvan.”(27)
    Kurban edilecek hayvanın  güzel, iyi, sağlam ve besili  olmasına dikkat etmekten  daha çok iman ve Takvaya dikkat edilmelidir…Unutulmamalıdır ki, Allah’ın kabul buyurduğu şirk karışmamış  bir iman ve bu imanın gereği olan Takvadır…
Şöyle buyuruyor Rabbimiz Allah: ” onların (kurbanların)etleri ve kanları  kesin olarak Allah’a ulaşamaz. Ancak o’na, sizden Takva ulaşır İşte böyle, onlara, sizin için  boyun eğdirilmiştir
. O’nun, size hidayet vermesine karşılık Allah’ı tekbir etmeniz için. Güzellikte bununanlara müjde ver.”(28)
Dipnotlar
1) Zariyat 51/56-2) Kehf 18/110-3)A’raf 7/172-174-4)Fatiha 1/5-5)Seyyid Şerif Cürcani,Kitabut-Ta’rifat Arapça Türkçe Terimler sözlüğü çev.Arif Erkan,ist.1997,sh.179.-6)İbnAbidin, Reddu’l-Muhtar Ale’d-Dürri’l-Muhtar, çev.MazharTaşkesenlioğlu İst. 1987 c15, M.Beşir Eyar soy, İst.1998, c.6,sh.163-9)İbn Kesir,hadislerle Kur’an- ı kerim tefsiri, çev.Dr.Bekir KarlığaDr.Bedrettin Çetiner İst 1984,c.5 sh.2205-10)Bkz.Nahl 16/120-11) Saffat 37/99-109-12)İmam Kurtubî,A.g.e. c.14,sh.530-13)Ebu Cafer Muhammed b.Cerir et-Taberî, Taberi Tefsiri,çev.Hasan KarakayaKerim Aytekin,İst.1996,c.7,sh.95-96-İbn Kesir, a.g.e.c.12,sh.6814.Ahmed b.Hanbel (Müsned,c.1,sh.297)’den.-14)Süneniİbn Mace, Kitabul Edaha,B.3,Hds.3127. İmam Hafız El- Munziri, Hadislerle İslamTerğib ve Terhib,çev.A.Muhtar Büyükçınar, vdğ İst.ty.c.2, sh. 534-535, hds. 1.Hakimden Hakim:İsnadı Sahih demiştir.-15)Kevser 108/12-16)Sahihi Müslim,Kitab’ul- Edahi,b.3 hds.19 sünen-i Ebu Davud,Kitab’ud-Dahaya, b.34, hds.2792.Ayrıca bkz.Ahmed b. Hanbel,Müsned,c.6,sh.78-17)En’am 6/79-18)en’am 6/162-163-19)Sünen-i İbn Mace, Kitab’ul- Edaha, B1, Hds. 3121 Sünen-i Ebu Davud, Kitab’ud-Dahaya, B34, Hds. 2795-Sünen-i Darimi, Kitab’ul -Edahi,B.1.Hds.1972-Ayrıca bkz.Ahmed b. Hanbel, Müsned, c.b.6,sh.220-225-20)Süneni İbn Mace,Kitab’ul -Edaha,B2,hds.3124-*Süneni Tirmizi, Kitab’ul-Edahi B9.Hds.1542-İmamı Âzam Ebu Hanife,Müsned,çev.Kazım Ağcakaya, İst.2000,sh.130-131,Hbr.409-21)Sahihi Buhari,Kitab’ul- Ezan,B.18,Hds.28- Sahihi Müslim,Kitab’ul Mesacid,B.53,Hds.292-22)Âli İmran 3/31-23)Hâcc 22/36-24)Süneni İbnMace, Kitabul- Edaha,B.2,Hds 3123.- İmam Hafız El- Munziri,age c.2, sh. 538, Hds. 8.Hakimden.- İmam Suyuti,CamiusSağir Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, çev.İsmail Mutlu, vdğ.İst.1996, c.3, sh.387, Hds.3740(8973).Ahmed b.Hanbel, Müsned, c.2, sh. 321′ den-25)İmam Rudani,Cemu’l- Fevaid Büyük Hadis külliyatı, çev .Naim Erdoğan,  İst t. ycc.2. sh.191, Hds.3820. Bezzar’dan. İmam Hafız El- Munziri, age c.2, sh. 536,Hds.3.-EbuŞeyh İbn Hibban ve Ebil-Kasım el-Esbehari’den-26)Süneni Tirmizi, Kitab’ul- Edahi B1,Hds.1526.-Süneni İbn Mace,Kitabul Edaha,B.3, Hds.3126-İmam Hafız El -Munziri, age c.2, sh.534, Hds.1.Hakimden.-27)Süneni İbn Mace, Kitabul- Edaha, B.8.Hds.3144.-Süneni Ebu Davud,Kitab’ud-Dahaya, B56, Hds.2802- Süneni Nese-i,Kitab’ud-Dahaya,b.7,Hds.4349.-Sünen-i Tirmizi,Kitab’ul -Edahi B4,Hds.1530.-28)Hacc 22/37