Medine’de kurulan ensar ve muhacir kardeşliği

Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup düzeltin ve Allah’tan korkup sakının, umulur ki, esirgenirsiniz.” (1) Böyle buyuruyor yegane Rabbimiz Allah Teâlâ …Muvahhid mü’min kullarının kardeş olduğunu ilan ediyor Âlemlerin Rabbi Allah

Hangi ırktan, hangi renkten, hangi bölgeden, hangi kavimden ve hangi dilden olursa olsun, katıksız iman kardeşidirler….Onlar Rabb olarak Allah`a, din olarak İslâma`a ve önder olarak Resulullah Muhammed (s.a.v.)’e Katıksız iman etmişlerdir…Bundan dolayı kardeşler olmuş ve İslam Milletinin mensupları haline gelmişlerdir…Akideleri Tevhid, usulleri islam ,hedefleri yalnızca Allah`a kul olup O`nun rızasını kazanmak !..Dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar, bu muvahhid mü’minler aynı milletten olup sanki bir vücudun organları gibidirler …Hepsi iman bağıyla birbirine bağlanmış, kopması mümkün olmayan sapasağlam bir kulpa yapışmışlardır… Numan b.Bişri (r.a.)’ ın rivayetiyle şöyle buyuroyur Rasulullah (s.a.v):”Bütün müminleri,birbirlerine merhamette muhabbette, lütufta ve yardımlaşma hususlarında sanki bir vücûd misali görürsün.”(2) Bir vücûd olan muvahhid mü’minler , bu bütünlük içinde kardeş olduklarını idrak edip inanmış ve kardeşlik hukukuna gereği gibi riayet etmişlerdir..Katıksız iman gereği olan takva üzere bir hayata talib olup yaşamış,yani Rableri Allah`dan korkup sakınmış ve kardeşlerinin arasını ıslah etmişlerdir… Muvahhid Mü’minler, yegâne önderleri Rasulullah (s.a.v.)`in talimatına uymuş, O`na yapılan itaatın Allah’a itaat olduğunun şuurunda salih amel işlemişlerdir… Abdullah ibn ömer (r`anhuma)’nın rivayetiyle şöyle buyuruyor Resulullah (s.a.v): “ Müslüman,Müslümanın (din) kardeşidir, Müslüman, müslümana zulmetmez. Müslüman , Müslümanı (tehlikede ve musibette) terk de etmez. Her kim müslüman kardeşinin hacetininde bulunursa, Allah da onun hacetini yerine getirir. Her kim bir Müslümandan bir keder (bir darlık ) giderip onu ferahlatırsa, Allah da onun kıyamet gününün kederlerinden bir kederini giderip ferahlatır. Her kim, bir Müslümanı (dünyadaki ayıbından ) örterse, Allah da onu kıyamet gününde örter .”(3) Enes b.malik (r.a.)`dan, Resulullah (s.a.v) şöyle buyurur : “Hiç biriniz, kendiniz için arzu ettiğinizi kardeşiniz için arzu etmedikçe (kemaliyle )iman etmiş olmaz .”(4) Muvahhid mü’minlerin yegane önderi ve hayat rehberi Resulullah (s.a.v.)`in “iman ve cihad” Mektebinde yetişip olgunlaşan Ashab-ı kiram (Allah, onlardan razı olsun ), hayatın iman ve cihad olduğunu çok iyi kavramış olup gereğini yaşamaya çalışmışlardır…Yegane önderleri Resulullah (s.a.v.)`i kendilerine örnek almış o`na tabi olunmuş ve emirlerine itaat etmişlerdir….Böylece en hayırlı nesil haline gelmişlerdir…Birbirleriyle iman kardeşi oluşları, Allah için ve Allah yolunda ne gerekiyorsa hiç taviz vermeden yerine getirişleri, kardeşlik hukukuna azami derecede riayet edişleri onları, en hayırlı yüce bir makamayükselmişti… Abdulah ibn mes’ud (r.a.)’ın rivayetiyle şöyle buyuruyor Rasulullah (s.a.v):”İnsanların hayırlısı,benim asrım (daki sahabilerim)dir. Sonra onlara yakın olanlar, sonra onlara yakın olanlardır.”(5) Nesillerin en hayırlısının Mekke şirk devletinin zulmü ve işkencesi altında iman mücadelesini veren kısmı,gün geldi Allah ve Rasûlu (s.a.v)’in emri ile oradan hicret edip “Daru’l hicre” olan medine’ye geldiler…Mekke’den hicret edip Medine’deki bulunan en hayırlı neslin “Ensâr” kısmına misafir olan”Muhacirler” Medineli iman kardeşleri tarafından en güzel bir şekilde karşılandılar… Ensâr, Muhacir kardeşlerine ellerindeki bütün imkanları seferber edip kusursuz yardım ve hizmet etmeye gayret ettiler…Onları evbark sahibi ettikleri gibi, mallarına ve servetlerine de ortak etmeye çalıştılar..Çünkü Allah ve Rasulu (s.a.v), onları kardeşler yapmıştı…Yegane Rabbimiz ve kendisinden başka ilah olmayan Allah (Azze ve celle)”Mü’minler ancak kardeştirler.” buyururken Rasulullah (s.a.v.) Medine’de Ensâr ile Muhacirleri ikişer ikişer kardeş olarak ilan etmişti… Enes (r.a.) anlatıyor: Peygamber (s.a.v.), Medine’de benim evimde Kureyiş ile Ensâr arasında kardeşlik akdi yaptı.(6) Enes b.Malik (r.a.), Kardeşlik akdi için şunları da beyan etmiştir :Abdurrahman ibn Avf, Medine’ye bizim üzerimize geldiği zaman peygamber (s.a.s), O’nunla Sa`d ibnür-Rebi arasında kardeşlik akdi yaptı .(7) Ebu cuheyfe (r.a.) da şöyle demiş: Peygamber (s.a.v) Selman el-farsi ile Ebud-derda arasında kardeşlik akdi yaptı .(8) İbn ishak (rh’a) anlatıyor: Bize gelen habere göre Rasulullah (s.a.v.) Muhacirler`den ve Ensâr’dan olan Ashâbının arasında kardeşleşme akdi yaptı ve şöyle dedi:”Allah için ikişer ikişer kardeşleşin.” Sonra Ali b.Ebi Talib`in elini tuttu ve dedi ki “Bu benim kardeşimdir .” Peygamberlerin efendisi, Muttakilerin imamı ve Âlemlerin Rabbının Resulüki, O’nun kullar arasında emsal ve benzeri yoktur Ali b.Talib (r.a.) ile kardeş oldular. Hamza b. Abdulmuttalib,ki, Allah’ın ve Rasulu (s.a.v.)’in arslanıdır ve Rasulullah (s.a.v)’in amcasıdır Rasulullah (s.a.v)’in azadlı kölesi Zeyd b. Harise ile kardeş oldular . O Zeyd ki, Uhud günü savaş zamanı geldiği zaman :Hamza, eğer ölürsem, sana şunu vasiyet ediyorum, demişti. Ve cennete uçan Cafer b.Ebi Talib Zül Cunâheyn ile Beni Seleme’nin kardeşi Muaz b.cebel kardeş oldular.(9) İbn Hişam (r.h.a.), eserin daha sonraki sahifelerinde Muhacirler’den kimin, Ensâr’dan kime kardeş yapıldığının bir listesini veriyor …(10) Rabbimiz Allah, Ashâb-ı Kiram arasında gerçekleştirilen bu kardeşlik akdi için şunları beyan buyuruyor: “Anne- babanın ve yakınlarının geride bıraktıklarından her birine mirasçılar kıldık.Yeminlerinizin ( akid ile)bağladığı kimselere de kendi paylarını verin. Şüphesiz Allah, her şeye şahid olandır.”(11) Bu ayet-i Kerimeyi tefsir eden Abdullah ibn Abbas (r’anhuma) şunları söyle: “ Her biri için Mevlâlar yaptık .” Mirasçılar yaptık, demektir. “Yeminleriniz (akid ile) bağladığı kimseler” Muhacir ve Ensârdır ki, Muhacirler, Medine’ye geldikleri ilk zamanlarda peygamber`in kurduğu kardeşlik sebebiyle Ensâr’a, kendi hısımlarından evvel mirasçı olurlardı. Fakat sonra: “Yakınlarının geride bıraktıklarından herbirine mirasçılar kıldık.” Ayeti inince, bu ayetin birinci kısmı (yani ayetu’l-Mevâli), ikinci kısmını (yani akideleşme ayetini ) neshetti. Sora İbn Abbas :” Yeminlerinizin ( akid ile ) bağladığı kimseler.” kavli hakkında : Ancak yardım etmek , ihsan eylemek ve nasihat etmek kaldı. Akidleşenler hakkında verilegelen miras gitti. Kardeşlik akdi sebebiyle miras almakta olan kimseye vasiyet yapılabilir, dedi.(12) Rasulullah (s.a.v.)’in şehri ve İslam Devleti’nin ilk başşehri Medine’de en hayırlı nesil arasında gerçekleştirilen iman kardeşliği akdinin hayata yansımasından birkaç örnek verelim: 1-Enes b. Malik (r.a.) anlatıyor : Abdurrahman ibn avf ,Medine’ye geldi. Peygamber (s.a.v.), Abdurrahman ibn Avf ile Ensârlı sa’d İbnu’r-Rebi arasında kardeşlik akdi kurdu. Sa’d, zenginlik sahibi bir kimse olduğundan, Abdurrahman’a hitaben: Malımı, yarı yarıya seninle bölüşeyim ve bir de seni evlendireyim, dedi. Abdurrahman’da , Sa’d a: Allah, sana ehlini ve malını bereketli kılıp mübarek eylesin! (Benim bunlara ihtiyacım yok.) siz, bana çarşıya delâlet ediniz (alış veriş yapılan çarşıyı gösteriniz ) ! dedi. Akabinde çarşıya gidip bir miktar keş ve yağ kazancıyla döndü ve bu kârı, ev halkına getirdi.(13) 2-Cafer b. Burkan’ın Yezid b. Es’am’dan rivayet ettiğine göre, Ensâr şöyle dedi: Ya Rasulullah, arazimizi Muhacir kardeşlerimizle aramızda taksim et! O ( s.a.v.) de:” Hayır ! Amma onlar, sizin sıkıntılarınıza mani olsunlar, sizde meyveleri onlarla aranızda taksim edin. Arazi, sizin arazinizdir.” buyurdu. Onlar da dediler ki : Biz, razı olduk. Bunu üzerine Allah Teâlâ, şu ayeti indirdi :”Kendilerinden önce o yurdu ( medine yi) hazırlayıp imanı (gönüllerine ) yerleştirenler ise , hicret edenleri severler ve onlara verilen şeylerden dolayı içlerinde bir ihtiyaç (arzusu) duymazlar. Kendilerinde bir açlık (ihtiyaç) olsa bile (kardeşlerini) öz nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin cimri ve bencil tutkularından korumuşsa , işte onlar, ferah (kurtuluş) bulanlardır.” Haşr, 59/9 (14) 3-Ebu Hüreyye (r.a.) anlatayor : Ensâr , Rasulallah (s.a.v.)’e Hurmalıklarımızı , bizimle muhacirler arasında taksim et dediler. Rasulallah (s.a.v.):”Hayır, taksim etmem!”buyurdu. Ensâr, Muhacirler’e:( Terbiye ve sulama ) işlerini sizler yükleniniz de hurma mahsulunde bizlere ortak olunuz, dediler. Muhacirler, Ensâr’a: ( Rasulullah’dan gelen bu emri) işittik ve itaat ettik , dediler .(15) 4-Enes (r.a)anlatıyor: Rasulullah (s.a.v.),Medineye gelince Muhacirler O’na gelerek: Ya Rasulullah ,aralarına indiğimiz cemaat (Ensâr) kadar, çoktan bol saçan ve azdan da en iyi şekilde yardım eden bir cemaat görmedik. Geçim sıkıntımıza yettiler, mutluluklarına bizi ortak ettiler. Nihayet bütün sevabı alıp götüreceklerinden korktuk, dediler. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu : “ Ne var ki, onlar için Allah’a dua ediniz ve kendilerine Medhu senâda bulunduğunuz müddetçe (siz de onlara karşı teşekkür vazifenizi yapmış olursunuz) .”(16) Ensâr ve Muhacirler (Allah,cümlesinden razı olsun ) arasında kurulan bu iman kardeşliği, kendilerinden sonra gelen bütün Muvahhid Mü’min nesiller için en güzel örnektir…Ensâr, kendisine düşen kardeşlik vazifesini, Sa’d ibnu’r- Rebi (r.a.) örneğinde olduğu gibi yerine getirmeye çalışırken, Muhacirler, Abdurahman ibn Avf (r.a.)örneğinde olduğu gibi davranmaya çalışacak ve asla iyi niyetin istismarcıları olmayacaklardır …Her zaman ve her mekânın Ensâr ve Muhacirleri, selefleri gibi davranmaya azami derecede dikkat etmeye gayret etmelidirler..Onlar, üzerlerine düşen vazifelerini gereği gibi yaparlarsa, yegane Rabbimiz Allah Teâlâ da vâadettiği yardımını yapar… Şöyle buyurur.Rabbimiz Allah : Ey iman edenler, eger siz Allah’a (Allah adına İslâm’a ve Müslümanlara) yardım ederseniz, o da size yardım eder ve sizin ayaklarınızı saglamlaştırır…(17) ‘Allah kendi (dini) ne yardım edenlere kesin olarak yardım eder.Şüphesiz Allah, güçlü olandır, aziz olandır..’(18) Yegâne önderimiz Rasulullah (s.a.s) Ensâr ile muhacirler arasında kardeşlik akdi ile gercekleştirdiği bu örnek tavrı, karşılıklı hangi haklara ve vazifelere sahip olduklarını beyan etmek icin yazılı bir metin hazırlatmıştı. İbn Hişam,“ Siret”inde toplu bir şekilde verdigi bu yazılı metni, prof dr.Muhammed Hamidullah maddeleştirmiştir. Bu ilk yazılı anlaşmanın metnini Muhammed Hamidullah’ın maddeler haline getirdiği şekliyle kaydediyoruz : “ Esirgeyen ve Bagışlayan Allah’ın adıyla” 1) Bu(Allah’ın Elçisi) Peygamber Muhammed tarafından Kureyş’ten ve Yesrib (Medine halkından) Mü’minler ve Müslümanlar ve onlara tabi olup, katılan ve onlarla birlikte şavaşanlar arasında düzenlenmiş bir yazıdır. 2) Onlar, diğer insanlardan ayrı bir ümmet (topluluk) oluştururlar. 3) Kureyş’ten olan Muhacirler, kendi aralarındaki adet üzere kan diyetlerini birlikte öderler, onlar, savaş esirlerinin fidyelerini mü’minler arasında iyi bilinen esaslara ve adâlete göre ederler. 4) Avf oğulları, kendi aralarındaki âdet üzere, kan diyetlerini önceki şekilde birlikte öderler, her grup, savaş esirlerinin fidyelerini, Mü’minler arasındaki iyi bilinen esaslara ve adâlete göre öder. 5) Haris b.el-Hazreç oğulları, kendi ararındaki âdet üzere kan diyetlerini önceki şekilde birlikte öderler, her grup, savaş esirlerini fidyelerini, Mü’minler arasında iyi bilinen esaslara ve adâlete göre öder. 6) Saide ogulları,kendi aralarındaki âdet üzere kan diyetlerini önceki şekilde birlikte öderler; her grup Mü’minler arasında iyi bilinen esaslara ve adâlete göre öder. 7) Cuşem ogulları kendi aralarındaki âdet üzere kan diyetlerini önceki şekilde birlikte öderler. Her grup, Mü’minler arasında iyi bilinen esaslara ve âdalete göre öder. 8) En- Neccâr oğulları, kendi aralarındaki âdet üzere kan diyetlerini önceki şekilde birlikte öderler. Her grup, Mü’minler arasında iyi bilinen esaslara ve âdalete göre öder. 9) Amr b.avf oğulları, kendi aralarındaki âdet üzere kan diyetlerini önceki şekilde birlikte öderler; Her grup, Mü’minler arasında iyi bilinen esaslara ve adâlete öder. 10) En- Nebit oğulları kendi aralarındaki âdet üzere kan diyetlerini önceki şekilde birlikte öderler; Her grup, Mü’minler arasında iyi bilinen esaslara ve adâlete göre öder. 11) El-Evs oğulları kendi aralarındaki âdet üzere kan diyetlerini önceki şekilde birlikte öderler; Her grup, Mü’minler arasında iyi bilinen esaslara ve adâlete göre öder. 12)a Mü’minler, aralarındaki mali sorumluluk altında bulunan hiç kimseyi (bu halde) bırakmazlar, savaş fidyesine ve kan diyetini iyi bilen esaslara göre verirler. b) Hiç bir Mü’min başka bir Mü’minin Mevlâsı (kölesi)ile onun aleyhine ittifak kuramaz. 13) Allah’dan sakınan Mü’minler (in elleri), kendi aralarında çıkan (her) mütecâvize veya Mü’minler arasında bir bozgunculuk cıkarmayı düşünene karşı birlikte hareket ederler. Bu kişi, kendi çocuklarında biri bile olsa, hep birlikte onun aleyhinde olurlar. 14) Hiçbir Mü’min,bir kafir karşılığında başka bir Mü’mini öldüremez; Bir Mü’minin aleyhinde bir kafire yardım edemez. 15) Allah’ın zimmeti (himayesi) ,tektir (herkes için eşittir).Mü’minlerin en önemsiz birinin himayesi hepsini bağlar; Mü’minler, diğer insanlardan ayrı olarak birbirinin Mevlâsıdır. 16) Yahudîlerden bize tabi olanlar, zulme uğramaksızın, aleyhlerindekilerle yardımlaşmak sızın, yardım ve desteğimize hak kazanır. 17) Mü’minlerin sulhu tektir; hiçbir Mü’min, Allah yolunda girişilen bir savaşta diğer Mü’minleri hariç tutarak bir sulh antlaşması yapamaz; bu sulh, Mü’minler arasında birlikte ve adâlete göre yapılır. 18) Bizimle birlikte savaşan her (askerî) grup birbiriyle nöbetleşe görev yapar. 19)Mü’minler, Allah yolunda akan kanlarının intikamını birlikte alırlar. 20)a) Allah’dan sakınan Mü’minler,en iyi ve en sağlam yol üzeredirler. b) Hiç bir müşrik, bir Kureyşli’nin mal ve canını himayesi altına alamaz ve bir Mü’mine karşı onunla ittifak edemez. 21) Kim bir Mü’mini tâamden öldürürse, maktulun velisi (diyete ) rıza göstermedikçe, kısas cezasına çarptırılır. Bütün Mü’minler, onun karşısında yer alır, onlara sadece katilin aleyhinde olmak helâldır. 22) Bu sahifede olanı kabul eden , Allah’a ve ahiret gününe iman eden hiçbir Mü’min bir katile yardım etmesi ve ona sığınma hakkı vermesi helâl değildir; ona yardım edene ve sığınma hakkı verene kıyamet günü, Allahı’ın laneti ve bir karşılık alınır. 23)Siz, herhangi bir şeyde ihtilaf ettiğinizde, konu Allah ve Muhammed’e havale edilecektir.(19) Rabbimiz Allah, kıyamete kadar bütün zamanları, mekânları ve Mü’min Müslümanları kuşatıp bağlayıcı şu emrini vermektedir: “Ey iman edenler, Allah’a itaat edin, Rasule itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de. Eğer bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz, artık onu Allah’a ve Rasulüne döndürün. Şayet Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsanız. Bu, hayırlı ve sonuç bakımından daha güzeldir.”(20) 1) Hucurat,49/10 / 2) Sahih-i Buhârî,Kitabu’l – Edeb,B.27, Hds.41. / Sahih-i Müslim,Kitabu’l -Birri ve’ssıla,B.17,Hds.66 / 3) Sahih-i Buhârî Kitabu’l- Mezalim,B.3,Hds.3 / Sahih-i Müslim,Kitabu’l -Birri ve’s.sıla,B.15,Hds.58 / Sünen-i Müslim,Kitabül-Hudud, B.3,Hds.1450 / 4)Sahih-i Buhârî, Kitabu’l-İman,B.6,Hds.b. / Sahih-i Müslim,Kitabu’l -iman ,B.17,Hds.71. / Sünen-i Neseî,Kitabu’l-İman,B.19.Hds.4983-4984. / Sünen-i İbn Mace,Mukaddime,B.9.Hds.66 / 5)Sahih-i Buhârî, Kitabu’ş -Şehadet ,B. 9, Hds.17. / Sahih-i Müslim,Kitabu Fedalu’s- sahabe ,B .52, Hds.211 / 6) Sahih-i Buhârî,Kitabu’l -Kefale,B.2,Hds.3. / Sahih-i Müslim ,Kitab-ı,Fedailu’s-sahabe ,B.50,Hds.204 / 7) Sahih-i Buhârî,Kitabu’l – Edeb ,B.67,Hds.108 / 8)Sahih-i Buhârî ,Kitabu’s-savm ,B.50,Hds.76 / 9)İbn Hişam İslam Tarihi Sireti ibn Hişam Tercemesi ,Çev.Hasan Ege ,İST.1985,C.2,Sh.176.10)BKZ.ibnHişam .A.g.e.c.2,sh.177-178. / 11)Nisa 4/33 / 12)Sahih-i Buhârî,Kitabu’l -Kefale,B.2,Hbr.1. / Sünen-i Ebu Davud,Kitabu’l – Feraiz ,B.16,Hbr.2922 / 13)Sahih-i Buhârî ,Kitabu’l- Buyu ,B.1,Hds.3 / Sünen-i Tirmizî,Kitabu’l- Birri ve’s-sıla,B.2,Hds.1998 / 14) İmam vahidî,Esbâb-ı Nüzül çev.Dr.Necati Tetik Nejdet Çağıl ,Erzurum,T.Y. Sh.488. / Abdulfettah el -Kadî,Esbâb-ı Nüzül çev.Doç.Dr.Salih Akdemir ,Ank.1986,Sh.386 / 15) Sahih-i Buhârî ,Kitabu Menakıbi’l Ensâr B.2 .Hds.7. / 16)Sünen-i Tirmizî,Kitabu -Sıfatu’l -Kıyame,B.15,Hds.2604. / 17)Muhammed,47/4 / 18) Hacc 22/40 / 19) İbn Hişam ,A.g.e. c.2,sh.172-174. / Ebu Ubeyd, Kitabu’l- Emvâl ,çev.Cemaleddin Sağlık,İst.1981,sh.236-238. / İbn Kesir ,El-Bidaye ve’n Nihaye Büyük İslam Tarihi,çev.Mehmet Keskin ,İst.1994,c.3.sh.334-335 / Prof Dr.Muhammed Hamidullah,el-Vesâ-i Ku’s-Siyasiye,çev. Doç.Dr.Vejdi Akyüz.,İtsT.Y. sh. 66- 69. / 20) Nisa ,4/59