Ramazan ve teravih

Abdullah ibn Ömer (R.A)’ nın rivayetiyle Rasululah (SAV) şöyle buyurur: “İslam, beş şey üzerine kurulmuştur: Allah’dan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasulü olduğuna şehadet etmek, namaz kılmak, zekat vermek, hacc etmek, ramazan orucu tutmak.”(1)
Yegâne hayat nizamı olan İslâm’ın beş temel ilkesinden ve sarsılmaz beş sutunundan birisi olan ramazan ayında oruç tutmak, her muvvahhid mü’min kulun kulluk vazifesidir…
Mü’min Müslüman kullarına ramazan ayında oruç tutmayı farz kılan yegâne Rabbimiz Allahşöyle buyurur: “Ey iman edenler, sizden öncekilere yazıldığı gibi oruç, sizede yazıldı(farz kılındı). Umulur ki, sakınırsınız.
(Oruç) sayılı günlerdir. Artık sizden kim hasta yada yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde oruç (tutsun). Zor dayanabilenlerin üzerinde bir yoksulu doyuracak kadar fidye (vardır). Kim gönülden bir hayır yaparsa, bu da kendisi için hayırlıdır. Oruç tutmanız, eğer bilirseniz sizin için daha hayırlıdır.
Ramazan ayı…İnsanlar için hidayet olan ve doğru yolu ve (hak ile batılı birbirinden)ayıran apaçık belgeleri (kapsayan) Kur’an onda indirilmiştir. Öyleyse sizden kim bu aya şahid olursa , artık onu tutsun. Kim hasta yada yolculukta olursa, tutamadiğı günler sayısınca diğer günlerde (tutsun). Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez. (Bu kolaylık) sayıyı tamamlamanız ve sizi doğru yola (hidayete) ulaştırmasına karşılık Allah’ıbüyük tanımanız içindir. Umulur ki, şükredersiniz..(2)
Âlemlerin Rabbi Allah Teâlâ (cc), yarattığı on iki ayın(3) içinde en mübarek kıldığı Ramazan ayı, mü’min Müslümanlar için bir mağfiret ve bir bereket ayıdır!.. Muvahhid Mü’minler, bu ayda, gündüzleri oruç ve namaz ibadetine devam ederken, geceleri de teravih namazına ve bol bol tesbihata, zikre, tevbeye ve dualara devam ederler… Ramazan ayı, kulluğu pekiştirme ve çok sevab kazanma ayıdır..
Yegâne önderimiz Rasulullah (s.a.s)’in emrine ve verdiği şu ölçüye göre ramazan ibadetine başlayıp hayır üzere bitiren mü’min Müslümanlar çok büyük bir kâr elde etmişlerdir…
Ebu Hüreyre (r.a)’ın rivayetiyle şöyle buyuruyor. Rasulullah(s.a.v) : “Ramazan hilalini gördüğünüz vakit(oruca riayet edip) oruç tutunuz. Ve şevval hilalini gördükten sonra da iftar (bayram) yapınız! Eğer üzerinize hilal gizlenir ise, şaban ayının günlerinin sayısını otuza tamamlayın!”(4)
Dünyanın hangi ülkesinde olursa olsun ve hangi çağda yaşarsa yaşasın İslâm Milletinin ramazan orucu hakkındaki ölçüsü budur!.. Yegâne önderimiz Rasulullah (s.a.v)’in kendi hevasından değil, Rabbimiz Allah’ın kendisine vahyetmesiyle (5)beyan buyurduğu bu ölçüye hassasiyetle dikkat ve riayet eden Mü’min Müslümanlar, yılda bir defa ele geçen Ramazan ibadeti ve “Kadir gecesi” fırsatını gereği gibi değerlendirmelidirler…
Ebu Hureyre (r.a)’dan. Rasulullah(s.a.v) şöyle buyurur: “Her kim ramazan’da imanı sebebiyle ve ecrini yalnız Allah’dan umarak nafile ibadetle uğraşırsa, kendisi lehine geçmiş günahları mağfiret olunur.”(6)
Aynı hadisi, Sünen’inde kaydeden imam Ebu Davud (rh.a) şöyle der: “Kim Ramazan’da (gündüzleri) oruç tutar, geceleri de namaz kılarak onu ihya ederse.” Şeklinde rivayet eder.(7)
Ebu Hureyre (r.a)’ın rivayetiyle şöyle buyurur Rasulullah(s.a.v): “İnanarak ve sevab umarak Ramazan’da ibadetle kaaim olan kimsenin,geçmiş günahları mağfiret olunur.”
İbn Şihab şöyle dedi :Ramazan gecelerindeki namaz işi bu hal üzere iken (yani kılan yalnız başına kılarken) Rasulullah vefat etti. Sonra bu iş, Ebu Bekr’in halifeliği zamanında ve Ömer’in halifeliğinin başında, Peygamber devrinde olduğu gibi isteyenin cemaatsız olarak yalnız başına kılması suretiyle kılınır oldu.(8)
Ramazan ayının gecelerinde İslâm Milleti, camileri ve mescitleri doldurur, önderimiz Rasulullah (s.a. v)’in Sünnet-i Müekkedesi olan “teravih namazı” nı cemaat ile kılarlar…Böylece vaktin sünneti olan teravih namazını edâ etmek ile ramazan gecelerini ihya ederler…
Rasulullah(s.a.v)’in en hayırlı nesil olan Ashâb-ı Kiram’a (Allah onlardan razı olsun) nasıl teravih namazını kıldırdığını, Mü’minlerin annesi Aişe (r.anha) şöyle anlatıyor: Rasulullah(s.a.v) bir gece, gecenin ortasında çıktı da mescide namaz kıldı. Bir takım insanlar da, O’nun namazına uyup namaz kıldılar. Sabah olunca insanlar, geceleyin Peygamber’in mescide namaz kıldırdığını konuştular. Bu haber yayılınca ertesi gece, birinci geceden daha çok insan toplandı ve Peygamber’in beraberinde namaz kıldılar. Sabah olunca insanlar bunu, aralarında konuşup yaydılar. Üçüncü gecede mescid halkı iyice çok oldu. Rasulullah, yine yine çıkıp namaz kıldı, insanlarda O’nun namazına uyup namaz kıldılar. Dördüncü gece olunca mescid, toplanan insanları almaktan aciz oldu.(rasulullah, o gece namaza çıkmadı.)
Nihayet sabah namazını kıldırmak için çıktı. Sabah namazını kıldırınca, yüzünü cemaata karşı yöneltti ve hutbe başlangıcı olarak şehadet kelimesini söyledi. Sonra: “Ammâ bâ du” hitab faslı başladığı hutbesinde bu gece namazına çıkmamasının gerekçesini şöyle açıkladı:
“Şu muhakkak ki, sizin mescide toplanmanız bana gizli olmamıştır. Şu kadar ki, gece namazı üzerimize farz kılınır da sonra onun edasından aciz kalırsınız diye korktum.”buyurdu.
Ez-zuhri (rh.a):Nihayet Rasulullah(s.a.v) vefat etti. Ramazan namazı işi, evlerde kılınmak üzere devam edip durdu, demiştir.(9)
Yine Rasululah’ın zevcesi Aişe(r.anha) anlatıyor: Rasulullah(s.a.v), geceleyin mesciddeki hücresinde iki yahud üç gün namaz kıldı. İnsanlarda O’nun namazına uyp cemaatla namaz kıldılar.. İşte Rasulullah’ın bu şekilde cemaatla namaz kıldırma hadisesi , ramazan içinde vaki olmuştur.(10)
Bu hadisin şerhinde şöyle denilmiştir: “Buradaki rivayetlerde Rasulullah (s.a.v)’in cemaata kaçar rek’at namaz kıldırdığı bildirilmemiştir.İbn Huzeyme ve İbn Hibban’ın rivayet ettikleri Cabir (r.a.)hadisinde, (Rasulullah’ın) ramazan’da sekiz rekat namaz kıldırdığı, sonra vitir yaptığı bildirilmiştir.”(11)
Ebu Seleme b.Abdurrahman, Aişe (r.anha)’ya ; Rasulullah’ın ramazan’daki gece namazı (kemiyet ve keyfiyetçe) nasıl idi? Diye sordu.
Aişe de şöyle dedi: Rasulullah, ne ramazan’da ne de ramazan’ın gayrı gecelerde onbir rek’at üzere ziyade eder değildi. Rasulullah, evvela dört rek’at kılardı. Artık o rek’atların güzelliğinden ve uzunluğundan sorma! Sonra dört rek’at daha kılardı. Bunların da uzunluğundan ve güzelliğinden ve uzunluğundan sorma! Sonra üç rek’at kılardı.
Ben: Ya Rasulullah, vitir namazını kılmadan önce uyurmusunuz? Diye sordum.
Rasulullah(s.a.v) : “Ya Aişe, benim iki gözüm uyur, fakat kalbim uyumaz!” buyurdu.(12)
Ebu Zerr(r.a) anlatıyor: Biz, Rasulullah(s.a.v) ile beraber bir ramazan(ayı boyunca)oruç tuttuk.(ramazan ayından)yedi gece kalıncaya kadar hiçbir gecesinde bize teravih kıldırmadı.(veya)geceyi ihya ettirmedi.(Ay sonundan başına doğru)yedinci gece olunca, yaklaşık olarak gecenin üçte birisi geçinceye kadar bize teravih kıldırmadı. (veya gecenin bir kısmını ihya etirdi) sonra o geceyi takip eden (sondan) altıncı gece oldu. (amma) onda teravih kıldırmadı. Nihayet(sondan)beşinci gece oldu. (ondan)yaklaşık gecenin yarısı geçinceye kadar bize teravih kıldırdı.
Ben: YaRasulullah, bu gecemizin kalan yarısını da ihya etmemizi buyurmanızı temenni ediyoruz, dedim.
Buyurdular ki : “Şüphesiz, imam namazdan dönünceye kadar onunla beraber(yatsı farzını ve)teravihi kılan kimsenin bu ibadeti, bir geceyi(tamamen)ihya etmeye denk olur.”
Sonra o geceyi izleyen (sondan) dördüncü gece oldu da teravih kıldırmadı. Nihayet onu takip eden (sondan)üçüncü gece oldu. O, (muhterem) eşlerini ve yakınlarını topladı..Cemaat da toplandı. Efendimiz, o gece bize kıldırdığı teravihi o kadar uzattı ki, biz felâhı kaçıracağımızdan korktuk.
(Ebu Zerr’e) :Felâh nedir ? denilince,
Felâh, sahur yemeği demektir, dedi. Ebu Zeer şöyle devam etti:Efendimiz, o geceden sonra Ramazan ayının ayının kalan iki gecesinde bize teravih namazından hiçbir şey kıldırmadı.(13)
Ebu Hureyre (r.a) anlatıyor: (Bir gece) Rasulullah (s.a.v), (mescide) çıktı. Birde gördü ki halk, Ramazan’da mescidin bir köşesinde (cemaatle) namaz kılıyorlar.Bunun üzerine: “Bunlar(ın hali) ne” buyurdu.
Bunlar, ezberlerindeKur’an olmayan kimselerdir.Ubeyy b.Ka’b namaz kılıyor. Onlar da O’nun namazına (uyarak) namaz kılıyorlar, diye cevap verildi. Rasulullah (s.a.v) de : “Doğru hareket ediyorlar.Yaptıkları ne güzel!” buyurdu.(14)
Yegâne önderimiz ve hayat örneğimiz Rasululah (s.a.v)’ın hayatında, Ramazan ayının geceleri, bu şekilde kılınan teravih namazlarıyla ihya ediliyordu…Gerek Mescid-i Nebevi’de ,gerekse evlerde dağanık ve ferdi kılınan teravih namaz, Emirül-Mü’minin imam Ömer İbnü’l hattab(r.a)’ın hilafeti döneminde O’nun emri ve Ashab-ı kiram’ın ittifakıyla Mescide bir imamın arkasında, düzenli bir şekilde cemaat ile kılınmaya başlandı…
Abdurrahman ibn Abdin el-kaari(rh.a)anlatıyor: Bir ramazan gecesi, Ömer İbnül-Hattab (r.a)’ın beraberinde mescide çıktım. Bir de baktık ki, insanlar yalnız ve dağanık toıpluluklar halinde teravih namazı kılmaktalar. Kimisi, kendibaşına yalnızca namaz kılıyor, kimisi de namaz kılıyor ve bunun namazına bir kısım insanlar uyup namaz kılıyordu.
Ömer:Ben, zannediyorumki, bu dağanık olarak namaz kılan insanları bir tek okuyucu imamın arkasında toplarsam daha faziletli olacak, dedi.
Sonra buna kat’i olarak karar verdi. Ve akabinde(ertesi günü, hicri 14.senenin içinde)o insanları,Ubeyy b.Ka’b'ın (teravih imamlığı) arkasında topladı.(Böylece teravih namazı cemaatla kılınmaya başlandı).
Sonra diğer bir gece yine Ömer’in beraberinde mescide çıktım. İnsanlar, okuyucu imamın namazına uyup namaz kılıyorlardı. Ömer bu manzarayı görünce:
Ni’me’l bid’atu hazihi(bu, ne güzel bid’attır -adettir), diye sevincini belirtti ve: Fakat bu namazlarını gecenin sonuna bırakıp da bu namazdan sonra uyuyanlar, şimdi namaz kılanlardan daha faziletlidirler, sözünü de ilave etti.
Ömer, teravihi gecenin sonunda kılmayı kasdediyordu.İnsanlar ise, teravihi gecenin evvelinde kılmakta idiler.(15)
İmam Azam (rh.a), H.z Ömer (r.a)’ın teravih ile ilgili uygulamasına ilişkin görüşü kendi düşüncesinin bir ürünüde değildir. Yalnızca, Peygamber’in kendisine verdiklereine ve Asr-ı Saadet’teki uygulamalarına dayanarak bu yolda bir karara varmıştır!..(16)
Şehîd İmamımız, İmam Ebu Hanife, (r.a)’ın da beyan ettiği gibi, Emirü’l-Mü’minîn, İmam Ömer İbnu’ul-Hattab (r.a), Rasûlullah (s.a.s.)’den sonra teravih namazını düzenli bir cemaat şeklinde kılınması ve kıldırılmasına karar verirken delilsiz davranmamıştır…
Dayandığı şer’î deliller, Rasûlullah (s.a.s)’in uygulamasından ve beyanından ortaya çıkarılmıştır…
Emirü’l-Mü’minin İmam Ömer İbnü’l-Hattab (r.a), isabetli ictihadı ve parlak firasetiyle, Rabbimiz Allah Teâlâ tarafından tasdik edilen ve Rasûllullah tarafından övülen bir muvahhid şahsiyettir…
Ebu Hüreyre (r.a)’ın rivayetiyle şöyle buyuruyor, Rasûlullah (s.a.s):
“Şu muhakkak ki, sizden evvel geçen ümmetler içinde (Allah tarafından) kendilerine haber ilhâm olunan kimseler (Muhaddesûn) vardı. Şu da muhakkak ki, eğer benim ümmetim içinde onlardan bir kimse bulunursa, şüphesiz O, Ömer İbnü’lHattab’dır.” (17)
İbn Ömer (r. Anhuma)’dan. Rasûlullah (s.a.s) şöyle buyurdu:
“Allah, Ömer’in dilinde ve kalbinde hakkı dile getirdi.”
Nafî’nin nakliyle İbn Ömer (r.anhuma) şöyle dedi:
“Her ne zaman millette bir hadise meydana gelmiş vve onun hakkında bir görüş beyan etmişler, Ömer de onun hakkında görüş beyan etmişse, muhakkak Kur’ân, o hadisede Ömerin beyan ettiği görüşe uygun olarak inmiştir!” (18)
Emirü’l-Mü’minin İmam Ömer İbnü’l-Hattab (r.a)’ın şer’î delillere ve ümmetin maslahatına uygun olarak yaptığı ictihadı, en hayırlı nesil olan Ashab-ı Kiram tarafından kabul görmüş, onlar da İmam Ömer (r.a)’ın görüşüne katılmışlar… Böylece o gün bu gündür teravih namazı cemaatle kılınmaya devam edegelmiştir!..
İbn Ömer (r. Anhuma)’nın rivayetiyle şöyle buyuruyor, Rasûlullah (s.a.s):
“Allah, benim ümmetimi dalâlette (sapıklıkta) bir araya getirmeyecektir.. ve Allah’ın eli cemaatın üzerindedir. Heer kim (cemaatten kavlen ve fiilen veya itikaden) ayrılırsa, şüphesiz cehenneme ayrılır!” (19)
Ramazan ayının bir bereketi olan teravih namazının İmam Ömer İbnü’l-Hattab (r.a)’ın zamanındaki cemaatle kılınışından bize ulaşan bazı haberler şunlardır:
1)İmam Hasan (el-Basrî, r.a) anlatıyor:
“Ömer b. El-Hattab (r.a) insanları, Übeyy b. Kâ’b'ın arkasında topladı. Übeyy onlara Ramzan’dan yirmi gece teravih kıldırır, sadece sonraki yarısında kunut taptırırdı. (Ramazan’ın) son on günü olunca (Mescidden) ayrılıp namazını evinde kılardı. Bunun üzerine insanlar: “Übeyy kaçtı” derlerdi.” (20)
2)Muhammed (b. Sirin) arkadaşlarının birinden rivayet ettiğine göre: Übeyy b. Kâ’b, onlara Ramzanda imam olmuş ve Ramazan’ın son yarısında kunut yap(ar)mış (21)
3)Saib b. Yezid’den:”Hz. Ömer (r.a), Übeyy b. Kâ’b ve Temimü’d-Dârî’yi (Ramazan geceleri), cemaate imam olarak on bir rek’ât namaz kıldırmalarını emretti.
İmam namazda, ayet sayısı yüzü geçen sûrelerden okuyor, hatta uzun süre ayakta durmaya mecalimiz kalmıyor, bastonlara dayanıyorduk. Namazdan ancak şafak yaklaşınca dönüyorduk.”
4) Yezid b. Rûman rivayet eder:
“Müslümanlar, Ömer’in hilafeti zamanında, Ramazan’da 23 rek’ât Teravih Namazı kılıyorlardı.”
5)A’rac rivayet eder “Ramazan’da Müslümanlar, (Kunut dualarında) Kâfirlere beddua ediyorlardı. İmam, Bakara Sûresi’ni 8 rek’ât Teravih Namazında okuyordu. Geri kalan 12 rek’âtta bu sûreyi okuduğu vakit, cemaat: “imam az okudu diye düşünüyorlardı.”
6)Abdullah b. Ebu Bekirden:
“Babam: Ramazanda Teravih Namazından dönünce, şafak atar korkusuyla hizmetçilere, sahur yemeğini çabuk hazırlamalarını söylüyırduk, derdi.
Urveden: “Aişenin azadlısı Zekvan ramazan’da O’na Kur’ân okurdu, yani: Aişe Validemize Teravih kıldırırdı. (22)
Teravih Namazının yirmi rek’ât olarak cemaat ile kılınıp 3 rek’ât Vitir Namazının buna eklenmesi uygulaması, Emirü’l-M’ü’minin İmam Ömer İbnü’l-Hattab (r.a)’ın ictihadı ile gündeme gelmesi, yine yegane önderimiz Rasûlullah (s.a.s)’in sünneti olarak gündeme gelmiştir…
Kendinden sonra, İmam Ebu Bekr (r.a) ve İmam Ömer (r.a) ‘a uymayı, aynı zamanda “Hulafeyi Raşidin” nin sünnetine tabii olmayı emir buyuran yegâne önderimiz Reslullah (s.a.v) ‘dir!..
Emirü’l-Mü’minin İmam Ömer İbnü’l-Hattab (r.a) ‘ın kararına uymak, O’nun içtihadını kabul etmek ve O’na itaat etmek. Resulullah (s.a.v)’in ümmetine emridir!..
İrbad B. Sariye (r.a)’ın rivayetiyle Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurur;
“Sizden kim yaşarsa, fazla ihtilafa şahid olacaktır. Onun için bilip tanıdığınız sünnetime ve hidayete erdirilmiş olan Hulafayı Raşidin’in sünnetine yapışınız.Bunları, dişlerinizle sıkıca tutunuz!.”(23)
Huzeyfe (r.a) ‘dan ;
Resulullah (s.a.v) şöyle buyurdu;
“Benden sonrakilere uyunuz; Ebu Bekr’e ve Ömer’e!..”(24)
“Dört Mezhebe Göre İslam Fıkhı” adlı eserde teravih namazı için nşunlar beyan edilmiştir:
“Teravih namazı, üç mezhep imamına göre kadın ve erkekler için müekked Sünnet-i Ayn’dır. Malikiler, buna muhalefet ederek, kadın olsun erkek olsun her namaz kılan için müekked bir mendub olduğunu söylemişlerdir.Cemaatle kılınması da Sünneti Ayn’dır. Yani teravih, bir yerde cemaatle kılındığı takdirde kılanların dışındakiler, cemaatle kılınma yükümlülüğünden kurtulamazlar. Kişi, teravih namazını kendi evinde yalnız başına kılabilirse de cemaatle evlerde kılması sünnettir. Yalnızca tek başına kılan kişi cemaat sevabını kaçırmış olur.
Şafilerle Hanbeliler bu hükümde ittifak etmişlerdir.Malikilerle Hanefilerin buna ilişkin görüşleri şöyledir:
Malikiler:Teravihin cemaatle kılınmasının mendub olduğu görüşündedirler.
Hanefiler:Teravihin cemaatle kılınmasının mahalle halkı için Sünnet-i Kifaye olduğunu bir kısmının cemaatle kılmaları halinde diğerlerinin cemaatle kılma yükümlülüğünden kurtulacaklarını söylemişlerdir.”(25)
“Sahih-i Müslim Şerhi”‘nde teravih namazının rek’at sayısı için şöyle denilmiştir:
“Hanefilere göre teravihin rek’at sayısı yirmidir.
Cumhuru Ulemânın ve İmam-ı Şafiî ile ekseri fukahanın mezhepleri budur. Bazıları, teravihin onaltı rek’at olduğunu, bir takımları onüç rek’at, daha başkaları onbir Rek’at olduğunu söylemişlerdir”(26)
Nadr b. Şeybân (r.a)’dan Ebu Seleme b. Abdurrahman’a; Senin babandan duyduğun, babanın ise doğrudan doğruya Rasulullah (s.a.v)’den dinlediği, araya başka kimsenin girmediği Ramazan ayına dair bir hadis söyle, dedim.
Peki, dedi ve anlattı;
Babam bana naklederek dedi ki;
Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
“Allah Tebareke ve Teâla, Ramazan orucunu size farz kıldı.Ramazan ayını ihya etmeyi (gece namazı olan teravihi) de ben size tavsiye ve teşvik ediyorum.
Kim Allah’a inanarak ve ecrini O’ndan bekleyerek Ramazan orucunu tutar ve O ayı (gece ibadetlerini yaparak) ihya ederse, annesinden doğduğu gün gibi günahlarından arınır.”(27)
Dipnotlar
1.Sahîh-i Buhârî, Kitabu’l-İman, B.1, Hadis.1, Sahîh-i Müslim, Kitabu’l-İman, B.5, Hadis.19-21. / 2.Bakara, 2/183-185 / 3.Bkz. Tevbe, 9/36 / 4.Sahîh-i Buhârî, Kitabu’s-Savm, B.11, Hadis.19 ,Sahîh-i Müslim, Kitabu’s-Siyam, B.2, Hads.18-20. / 5.Bkz. Necm, 53/34 / 6.Sahîh-i Buhârî, Kitabu’l-İman, B.27, Hads.30, Sahîh-i Müslim, Kitabu Salati’l-Musafirîn, B.25, Hads.173. / 7.Sünen-i Ebi Davud, Kitabu Şehri Ramzan, B:1, Hads. 1371. / 8.Sahîh-i Buhâri, Kitabu Salati’t-Teravih, B.1, Hads.2, Sahîh-i Muslim, Kitabu salati’l-Musafirîn, B.25, Hads.174, İmam Malik, Muvatta’, Kitabu’s-Salat Fî -Ramazan, Hads.2. / 9.Sahîh-i Buhârî Kitabu -Salati’t-Teravih, B.1, Hds.4, Sahîhi Müslim, Kitabu salati’lMüsafirîn, B.25, Hads.177-178. / 10.Sahîh-i Buhârî, Kitabu Salati’t-Teravih, B.1, Hbr.3. / 11.Sahîh-i Buhârî, Ahmed Davudoğlu, Sahîh-i Müslim Tercümesi ve Şerhi, İst. T.Y. C.4, sh.278. / 12.Sahîh-i Buhârî, Kitabu -Salati’t-Teravih. B.1, Hads.5, Sahîh-i Müslim, Kitabu -Salati’l-Müsafirîn, B.17, Hads.125. / 13.Sünen-i İbni Mace, Kitabu İkameti’s-Sala, B.173, Hads.1327, Sünen-i Ebi Davud, Kitabu Şehri Ramzan, B1, Hads.1375, Sünen-i Tirmizî, Kitabu’s-Savm, B.80, Hads.803. / 14.Sünen-i Ebi Davud, Kitabu Şehri Ramazan, B.1, Hads.1377. / 15.Sahîh-i Buhârî, Kitabu Salati’t-Teravh, B.1, Hds.2′nin devamı, İmam Malik, Muvatta’, Kitabu’s-Salat Fi Ramazan, Hbr.3. / 16.Abdurrahman el-Cezirî, Dört Mezhebe Göre İslam Fıkhı, çev. Mehmet Keskin, İst. 1989, C.1, sh.462, İbni Abidin, Redü’l-Muhtar Ale’d-Dürri’l-Muhtar, çev. Ahmed Davudoğlu, İst, 1983, C.3, sh.89. / 17.Sahîh-i Buhârî, Kitabu’l-Enbiya, B.56, Hads.136, Sahîh-i Müslim, Kitabu Fedaili’s-Sahabe, B.2, Hads.23. / 18.Süneni Tirmizî, Kitabu’l-Menakıb, B.46, Hads.3927, Sünen-i Ebi Davud, Kitabu’l-Harac, B.17-18, Hads.2962. / 19.Sünen-i Tirmizî, Kitabu’l-Fiten, B.7, Hads.2255, Sünen-i Ebi Davud, Kitabu’l-Fiten, B.1, Hads.4253, Sünen-i İbni Mace, Kitabu’l-Fiten, B.8, Hads.3950. / 20.Sünen-i Ebi Davud, Kitabu’l-Vitr, B.5, Hbr.1429. / 21.Sünen-i Ebi Davud, Kitabu’l-Vitr, B.5, Hbr.1428. / 22.İmam Malik, Muvatta’, Kitabu’s-Salati Fi Ramazan, Hbr.47. / 23.Sünen-i İbni Mace, Mukaddime, B.6, Hads.43, Sünen-i Ebi Davud, Kitabu’s-Sunne, B.6, Hads.4607, Sünen-i Tirmizî, Kitabu’l-İlm, B.16, Hads.2815. / 24.Sünen-i Tirmizî, Kitabu’l-Menakıb, B.33, Hads.3904-3906. / 25.Abdurrahman el-Cezirî, a.g.e, C.4, sh.461. / 26.Ahmed Davudoğlu, a.g.e, C.4, sh.279. / 27.Sünen-i Neseî, Kitabu’s-Siyam, B.40, Hads.2209-2210.