Toplumları Kasıp Kavuran Hastalık:Gıybet

Bir insanın kötü hâllerini, onun gıyabında anmaktır. (Bir kimseyi arkasından çekiştirmek, yermek kınamaktır.) Eğer bu kötülükler onda yoksa, iftiradır. Eğer bunları, onun yüzüne karşı söylemişse bu sövmektir”(1)
Rabbimiz Allah şöyle buyuruyor: “Arkadan çekiştirip duran, kaşgöz hareketleriyle alay eden her kişinin vay hâline.”(2)
Yazıklar olsun! Mü’min müslümanların gıybetini eden, gerek arkadan çekiştirip duran, gerekse kaşgöz hareketleriyle ve çeşitli mimiklerle alay edip duran kişilere yazıklar olsun! Bu hâlleriyle, mü’min müslümanları rahatsız eden, onların huzurlarını bozan ve şerefli şahsiyetlerini rencide etmeye çalışanlara yazıklar olsun!..
Muvahid mü’minlerin gıybetini yapmak bütün mü’min müslümanlara haram kılınmıştır…
Rabbimiz Allah, gıybeti haram kıldığını şöyle beyan buyuruyor: “Kiminizde kiminizin gıybetini yapıp arkasından çekiştirmesin. Sizden biriniz, ölü kardeşinizin etini yemeyi severmi? İşte bundan iğrenip tiksindiniz. Allah’tan korkup sakının. Hiç şüphesiz Allah, tevbeleri kabul edendir, çok esirgeyendir.” (3)
İmam İbn Kesir (rh.a.) şöyle der: “Gıybet, icma ile haramdır, yalnızca kıritik etme, düzeltme ve nasihat gibi fayda yönü ağır basan ifadeler müstena”(4)
İmam Fahruddin Er-Râzi (rh.a.), bu âyetin tefsirinde şunları kaydede:
“Ayetteki, ‘sizden herhangi biriniz, ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanırmı?’ ifadesi yasaklanan gıybetin, kafirinki değil, mü’minin gıybetini yapılmasının olduğunun delilidir. Zirâ cenab-ı Hak, gıybeti, kardeşinin etinin yenilmesine teşbih etmiş ve bundan öncede ‘Mü’minler, ancak kardeştirler. (Hucurat 49/10) buyurmuştur. Halbuki kardeşlik, ancak Mü’minler arasında söz konusudur. Ve kardeşin etini yemeye teşbih edilen şeyden men’etmeden başkada hiç bir şey söz konusu değildir.
Bu teşbihin hikmeti nedir? Biz deriz ki:
Bu insanın namus ve şerefinin tıpkı eti ve kanı gibi olduğunun işareti olup, bu, ‘açık kıyas’ kabilindendir. Çünkü kişinin namus ve şerefi, etindende kıymetlidir. Binâenaleyh insan, insanın etini hoşgörmediğine göre, o, insanların şeref ve namuslarını zedelemeyi haydi haydi hoşgörmez. Ayetteki ‘kardeş eti’ ifadesi bu hususu daha fazla men’ eden bir ifadedir. Çünkü düşmanın öfkesi, düşmanın etini (ağzında) çiğnemeye sevk edebilir.”(5)
Ebu Hüreyre (r.a.)’in rivayetiyle şöle buyurmuş Rasulullah (s.a.s):  “Gıybet nedir, bilirmisiniz?”
,Ashab: Allah ve Rasulu bilir, demişler.
(Rasulullah:) “Kardeşini, hoşlanmadığı bir şeyle anmandır!”.
Ya kardeşim de benim söylediğim bulunursa, ne buyurursun? denilmiş.
(Rasulullah:) “Söylediğin onda varsa, onu gıybet ettin demektir. Eğer onda yoksa, ona buhtan ( büyük iftira etmiş olursun!) buyurmuşlardır.(6)
Ümmü’l- mü’minin aişe (r.anha) anlatıyor:
Rasulullah (s.a.s)’e: Safiye’nin şöyle şöyle sıfatları (kusur olarak) sana yeter, dedim.
(Raviler: Aişe (r.anha ), Safiye’nin kısa boyluluğunu kast etti,  dediler.)
Rasulullah (s.a.s): “Ya Aişe, sen öyle bir kelime konuştun ki, eğer deniz suyu ile karıştırılırsa, denizin suyuna galebe çalar, onu berbat eder.” buyurdu.
Aişe (r.anha) dedi ki:
Rasulullah (s.a.s)’e bir kimsenin taklidini yaptım Rasulullah (s.a.s): “Ben bir kimsenin taklidini sevmiyorum.İsterse karşılığında şu kadar, şu kadar servet verilsin! buyurdu.(7)
Ümmetin müttakî ve muvahhid ulemâsından imam Nevevî (rh.a), “el-Ezkâr” adlı meşhur eserinde gıybet hakkında şöyle diyor:
“Gıybete gelince: İnsanı, hoşlanmadığı hâlleri ile anmandır. Hoşlanmadığı şey, ister vücûdunda, dininde, dünya işinde, nefsinde, yapısında, ahlâkında, malında, çocuğuda, anne, babasında, eşinde, hizmetçisinde, kölesinde, sarığında, elbisesinde, yürüyüşünde, kareketinde, sevinmesinde, şakasında, asık suratında, tatlı yüzünde yahud bunlara benzer hâllerinde bulunsun.
Bunları, sözünle, yazı ile hoşlanmadığı bir hâl olarak ifade etmen, işaret kullanman, gözünle, elinle, başınla yahud benzeri bir şeyle işaret etmen hep gıybet olur.
Bedende olanlar: (Hoşlanılmayan ve gıybet yerine geçen sözler): Kör, topal, şaşı, kel, kısa, uzun, siyah ve sarı gibi söylenilen sözler.
Dinde olanlar: Fâsık, hırsız, hain, zâlim, namaza, gevşek, necasetlerde musamahakâr, babasına itaat etmez, zekatı yeride harcamaz, gıybetten kaçınmaz gibi.
Dünya işlerinde olanlar: Edebi az, insanlara gevşek davranır, kimseye hak tanımaz, çok konuşur, çok yer yahud çok uyur zamansız uyur, layık olmadığı yere oturur gibi…
Baba ile ilgili (gıybet) sözler: Babası fasıktır, Hindlidir, katrancıdır, zencidir, tamircidir, bez satıcısıdır, köle dellâlıdır, marangozdur, demircidir, dokumacıdır gibi…
Ahlâkla ilgili olanlar: Ahlâkı kötü, kibirli, riyakâr, aceleci, zorba,  aciz,  kalbi zayıf, kızgın, asık suratlı, azledilmiştir gibi sözler söylemek…
Elbise ile ilgili sözler: Elbisenin yeni, geniştir, eteği uzundur, elbisesi kirlidir ve benzeri sözler söylemek..
Geri kalanlar, bu anlattıklarımıza kıyas edilir. Bunun kaidesi: Adamı, hoşlanmadığı bir hâl ile anmaktır.”(8)
Muvahid mü’minler, gıyablarında konuştuklarını mü’min kardeşlerin haklarına çok dikkat etmeli ve gıybet olacak söz ile hareketlerden hassasiyetle kaçınmalıdırlar!… Rasulullah (s.a.s)’in şu hadisleri, bu konuda bizleri uyarmakta ve çok dikkatli olmamızı beyan etmektedir…
Ebu Hüreyre (r.a.) anlatıyor:
Eslemli (zinâ eden Maiz, r.a.) recmolundu.
Rasulullah (s.a.s)’in Ashâbından iki zâttan birisi, diğerine: Bak şu adama! Allah, kusurunu gizlemişken, nefsi onu bırakmadı. Köpeğin taşlandığı     gibi recmolundu, diyordu.
Rasulullah (s.a.s), onu işitti, onlara bir şey söylemeyip sükût etti. Sonra bir saat kadar yürüdü. Şişmiş kokmuş olduğundan ayağı yukarı kalkmış bir eşek ölüsüne rastlandı. Bunu üzerine şöyle buyurdu:  “Falan ve falan nerede?”
O ikisi birden:  Onlar bizleriz ya Rasulullah, dediler. Rasulullah (s.a.s), onlara: “İniniz, şu ölü eşeğin etinden yiyiniz!” buyurdu.
Her ikisi de: Ya Rasulullah, bunları kim yer? dediler.
Rasulullah (s.a.s): “Sizin, biraz önce mü’min kardeşinizin haysiyetinden nâil olduğunuz şey, bu eşeğin etini yemekten daha şiddetlidir.
Nefsim kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki, şimdi o Eslemli, cennet nehirleri içerisinde dalıp dalıp üstüne çıkmaktır.”(9)
Cabir b.Abdullah (r.anhuma) anlatıyor: Rasulullah (s.a.s) ile beraberdik. Pis koku saçan rüzgar yükseldi. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurdu: “Bu nedir, biliyormusunuz? Bu mü’minleri gıybet edenlerin, rüzgarıdır (kokusudur)”(10)
Cabir b.Abdullah (r.anhuma)’dan. Rasulullah (s.a.s)’in zamanında pis kokulu bir rüzgar esti. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurdu: “Münafıklardan bir kısım insanlar, müslümanlardan bir kısım insanları gıybet ettiler de, bu rüzgar onun için gönderildi.”(11)
Enes b.Malik (r.a.)’dan. Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurdu: “Mirac’a çıkarıldığım vakit, bakırdan tırnakları bulunan, onlarla yüzlerini ve göğüslerini yırtan bir kavme uğradım.
Bunlar kimlerdir ey Cibril? diye sordum.
Cibril: Bunlar, (gıybet ederek) insanların etini yiyen ve onların hatalarına kapılıp konuşup, duranlardır, dedi.” (12)
Katıksız iman sahibi mü’min müslümanlar, diğer mü’min kardeşlerine yardımcı olmak ve onları koruyup kollamak ile vazifelidirler… Gerek yanlarında, gerekse gıyaplarında bu vazifeyi sürdürdükleri gibi, ölümlerinden sonra da onların izzetlerini korumak, için gayret ederler…Bir mü’minin gıyabında konuşup onun izzet ve şerefine dil uzatanlara karşı en sert bir tavır ile onların bu saldırılarını engellemek, mü’minlerin kardeşleri üzerindeki haklarındandır…
Muaz b. Esed el-Cühenî (r.a.)’dan: Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurur: “Kim bir mü’mini, bir münafığın şerrinden korursa, Allah, ona bir melek gönderir. Kıyamet gününde onun etini cehennem ateşinden korur.
Kim bir müslümanı kötülemek isteyerek ona söz atarsa, söylediği sözü isbat edip içinden çıkana kadar Allah onu, cehennem köprüsü üzerinde habseder.”(13)
Cabir b.Abdullah (r.a.) ve Talha b.sehl (r.a.)’dan
Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurdu: “Kim, hürmeti düşecek, şerefinden noksanlık olacak bir yerde müslümana yardımcı olmaz, onu yalnız bırakırsa, Allah da yardımını istediği yerde onu yalnız bırakır. Kim, şerefinden kaybedeceği, saygının azalacağı bir yerde müslümana yardımcı olursa, yardımını istediği yerde Allah, ona yardımcı olur.”(14)
Ebu’dDerda (r.a.)’dan: Rasulullah (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Her kim (din) kardeşinin ırzından (zem ve gıybeti) savarsa, Allah da kıyamet gününde cehennem ateşini onun yüzünden savar.”(15)
Esma bint yezid (r.anha)’ dan: Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurdu: “Kardeşini gıyabında savunan kişiyi Allah, cehennemden azad eder.”(16)
Itban ibn Malik (r.a.) anlatıyor: Rasulullah (s.a.s), namaza durup tekbir aldı. Bizde durup saf olduk. İki rek’at kıldırdıktan sonra selâm verdi.
Rasulullah (s.a.s)’i kendisi için yaptığımız bir hazire yemeği üzerine alıkoyduk. Yurdun ahalisinden bir çok kimseler (Rasulullah’ın gelmesini haber alarak) eve gelip doldular. İçlerinden biri: Malik ibnu’d-Duhşun nerede? Dedi.
Oradakilerden biri: Malik ibnu’d-Duhşun, Allah ve Resulu’nü sevmeyen bir münafıktır, dedi.
Rasulullah (s.a.s), ona: “Öyle deme! Görmüyor musun o, Lâ ilâhe illallah demiştir ve sözü ile Allah’ın rızasını istemektedir.” buyurdu.
O sözü söyleyen de:  Allah ve Rasulü en iyi bilendir, dedi.(17)
Ka’b b. Malik (r.a.) anlatıyor: Rasulullah (s.a.s), Tebuk’e varana kadar beni hiç anmamış. Tebuk’te sahabîleri içinde otururken beni hatırlayarak:
“Ka’b ne yaptı? Diye sormuş.
Selimoğullarından birisi: Ya Rasulullah, Ka’b'ı, kıynetli iki bürdesi ve kibirli iki tarafına bakması Medine’de habsetti! diye cevap vermiş.
Bunun üzerine Muaz b. Cebel, bunu söyleyen o kimseye: Ne fenâ söyledin! diye karşılamış ve Rasulullah’a da:
Vallahi ya Rasulullah biz, Ka’b b.Malik hakkında hayırdan başka bir şey bilmeyiz! demiş.
Bunun üzerine Rasulullah sükût etmiş.(18)
Cabir b.Abdullah (r.anhuma) şöyle söyler: Müslüman kardeşini gıyabında savunan kişiyi, Allah’da dünyada ve ahirette savunur.(19)
Ümmül-mü’minin Aişe (r.anha)’dan.
Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurur: “Dostunuz öldüğü vakit onu çekiştirmekten vazgeçin, hakkında dedikodu yapmayın!”(20)
Abdullah ibn Ömer (r.anhuma)’dan.
Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurur: “Ölülerinizin iyiliklerini anınız (hayırla yâd ediniz). Kötülüklerini (anmaktan) vazgeçiniz!”(21)
Mü’min kardeşini gıyabında ve ölümünden sonra savunan mü’min müslüman şahsiyet, bu konuda Rabbimiz Allah Teâlâ’nın rızasına kavuşur…Her kim bu kulluk vazifesine ihanet eder, herhangi bir menfaat karşılığında mü’minlerin gıybetini eder, onları kötüler ve İslâm düşmanlarını sevindirerek onlardan yana olursa, mü’min kullarının velisi, yani dostu ve yardımcısı olan Allah Teâlâ, onlara azab eder.. Dünyada rezil, ahirette zelîl eder… Müstevrid (r.a.)’dan. Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurur: “Kim bir müslümanı kötülemesi karşılığında bir lokma yerse Allah, onun bir mislini de ateşten yedirecektir. Kime bir müslümanı çekiştirmesi karşılığında elbise giydirilirse, Allah, onun bir mislini de ateşten giydirecektir. Kim bir kimseyi, (fazla överek) gösteriş ve işittiriş makamına dikerse, Allah da o kimseyi kıyamet gününde, işittirme ve gösteriş makamına çıkaracaktır (azab edecektir)”(22)
Dipnotlar:
1)Seyyid şerif cürcani, Kitabu’t-Tarifat, sh.167 / 2)Hümeze, 104/1/ 3)Hucurat, 49/12/ 4)ibn Kesir,A.g.e c.13,sh.7414./ 5)Fahraddin er-Razi,Tefsiri KebirMenâtihu’l-Gayb çev. Prof Dr.suat yıldırım, vdğ Ank.1995 C.20 sh.230 /6)Sahih-i Müslim, Kitabul Biri ve’s-sıla,B.20 Hds.70/ Sünen-i Tirmizi, Kitabu’l-Birri ve’s sıla B.23 Hds.1999/ Sünen-i Ebu Davud, Kitabu’l-Edeb,B.40 Hds.4874/ Abdullah ibnü’l-Mübarek, Kitabu’z-Zühd, Sh 175,Hds.704/ İmam Malik, Muvatta Kitabu’Kelam,Hds.10/ Et-taberî C.7 Sh.513/ 7)Sünen-i Ebu Davud,Kitabu’l-Edeb,B.40 Hds.4875/ 8)Sünen-i Tirmizi, Kitabu sufatu’l-kıyame, B.19 Hds.2623-2624/ İmam Hafız el-Munziri,A.g.e.c.5 Sh.395 Hds.9.Beyhaki’den./ Et -taberî C.7 Sh.514/ 9)İmam el-Hafiz el-Muhaddis el-fakih  Ebu Zekeriya Yahya b.şeref en-Nevevi. peygamberimizin en güzel duaları ve zikirleriEzkâr, çev A.fikri yavuz, Ank.1990,sh.587/ 10)Sünen-i Ebu Davud, Kitabu’l-hudud, B.24 Hds.4428/ İmam Buhari, Edebü’l-Müfred B.307 Hds.737 / İbn kesir, A.g.e. C.13, sh. 7417 Hafiz Ebu ya’la’dan. / İmam Hafız el-Munziri,A.g.e.c.5 Sh.403 Hds.19. ibn Hıbban,”sahih’inden.”/ 11)İmam Buhari Edebü’l-Müfred,B.305 Hds.732./ İmam er-Rûdânî A.g.e.C.4.Sh.271 Hds.8006.Ahmed b.Hanbel, Müsned C.3 Sh.351,den/ İmam el-Hafiz el-Munziri A.g.e.C.5.Sh.406. Hds. 23.İbn.Ebi’d-Dünya’dan./ İbn kesir, A.g.e .C.13 ,Sh. 7417. İmam Ahmed ve Abd b.Humeyd’in  Müsned’inden. /Et-Taberî C.7 Sh. 515./ 12) İmam Buhari Edebü’l-Müfred,B.305 Hds.733./ İbn kesir, A.g.e. C.13, Sh. 7417. Abd b.Humeyd’in  Müsned’inden./ 13) Sünen-i Ebu Davud, Kitabu’l-Edeb,B.40 Hds. 4878. /İmam suyuti, Ag.e. C.3,Sh.207-208 Hds. 3249 (73-78). /Ahmed b.Hanbel, Müsned, C.3 Sh.224′den./ İbn kesir, A.g.e.C.13,Sh.7415. / Et-Taberî C.7 Sh.514./ 14) Sünen-i Ebu Davud, Kitabu’l-Edeb,B.41 Hds. 4883./ Abdullah ibnü’l-Mübarek Kitabü’z Sh.170 Hds. 686. / İmam el-Hafiz el-Munziri A.g.e. C.5.Sh.414. Hds. 38. İbn.Ebi’d-Dünya’dan./ İbn kesir,A.g.e.C.13,Sh.7419.  Ahmed b.Hanbel’den. / 15) Sünen-i Ebu Davud, Kitabu’l-Edeb,B.41 Hds. 4884./ Abdullah ibnü’l-Mübarek Kitabü’z-Zühd  Sh.174 Hds. 696./ İmam el-Hafiz el-Munziri A.g.e. C.5. Sh. 417. Hds. 42.İbn.Ebi’d-Dünya’dan./ 16)Sünen- i Tirmizi, Kitabu’l-Birri ve’s-sıla B.20 Hds.1996./ Abdullah ibnü’l-Mübarek Kitabü’z-*Zühd  Sh.170 Hds. 687. /İmam  Hafiz el-Munziri A.g.e.C.5.Sh.413.Hds.37. ve 39. İbn.Ebi’d-Dünya’dan./ 17) İmam el-Hafiz el-munziri A.g.e. C.5 .Sh. 413.Hds.36 Ahmed  b.Hanbel,.İbn.Ebi’d-Dünya ve Tebarânî’den./ 18) Sahih-i Buhari Kitabu’s-salat,B.46 Hds.72./ Sahih-i Müslim, Kitabul-Mecacid,B.47 Hds.263./ Abdullah ibnü’l Mübarek Kitabü’z-Zühd  Sh.246 247 Hds.920. / Sahih-i Buhari Kitabu’l-Mağazî, B.81 Hds.411./ Sahih-i Müslim, Kitabut -Tevbe,B.9 Hds.53./ 19)İmam Hafiz el-Munziri A.g.e. C.5. Sh. 417.. Hds .41 İbn.Ebi’d-Dünya’dan./ 20) Sünen-i Ebu Davud, Kitabu’l-Edeb,B.50 Hds. 4899./ Sünen-i Ebu Davud, Kitabu’l-Edeb,B.50 Hds.4900./ Sünen-i Tirmizi, Kitabu’l-Cenaiz. B.33 Hds.1023./ 21) Sünen-i Ebu Davud, Kitabu’l-Edeb,B.40 Hds. 4881.